Skip to content

Bolivya ordusunun yeni parolası: Venceremos!

13 Mart 2010, ekleyen Erkin Özalp

Bolivya ordusunun "Subordinación y constancia" (itaat ve sebat) şeklindeki resmi parolasına, "Patria o muerte. Venceremos!« (Vatan ya da ölüm. Kazanacağız!) ifadesi eklenmiş. 

Yukarıdaki fotoğrafta da görülen Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, bu kararın, 2006 yılından bu yana Bolivya'da yaşanan köklü değişimlerin bir ifadesi olduğunu söylemiş. Morales, söz konusu değişikliğin, "Kölece yaşamaktansa ölmek daha iyi" şeklinde bir dizesi de bulunan Bolivya ulusal marşının anti-emperyalist içeriğiyle de uyumlu olduğunu savunmuş. Evo Morales, Küba Devrimi ile birlikte dünya çapında ün kazanan bu ifadenin Bolivya ordusunun parolası haline getirilmesi konusunda, Bolivya silahlı kuvvetlerinin genelkurmayına da danıştıklarını vurgulamış. Diğer yandan, Bolivya Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia, yeni parolanın, İspanyol sömürgeciliğine karşı ülkelerinin kurtuluşu için yaşamlarını feda eden çok farklı kuşaklardan Bolivyalıların mücadelelerine karşılık düştüğü açıklamasını yapmış.

Kaynak: http://www.jungewelt.de/2010/03-13/037.php

Yorumlar

yeni solcu arkadaş nerde?

13 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2208

bolivya'da militarist-milliyetçi eğilim güç kazanıyor ama yeni solcu ziyaretçi sessiz kalıyor. yakışmıyor. stalin yüzünden herşey. morales bile kurtulamamış etkesinden.

Militer zihni yapı ve yine aynı terane...

13 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2211

Chavez, Castro ya da Morales, kim taşırsa taşısın militer zihniyete, milliyetçiliğe ve ulusalcılığa ve bunu güçlendirmeye yönelik militarizme sonuna dek karşıyım, bunun garipsenecek bi tarafı yok. Doğrudur, bu eğilimin Stalin’le tabi ki çok alakası var. Dün Stalin’in ardına gizlendiği komünizm söylemlerinin ne anlama geldiğini, halka ne taşıdığını bugün pekala biliyoruz. Aynı diktatörlük kendisinden sonra birçok diktatörlüğün, totaliter rejimin beslendiği can damarı oluşturdu. Halkına zulmetmiş, milyonlarca insanı katletmiş “komünist” tiranlar vahşetlerini meşru kılmak için Stalin’in diktatoryasına sırtlarını dayadılar (Latin Amerika da dahil), ondan feyz aldılar. Şimdi de halkın değil ordunun egemenliğini sağlamlaştırma amacı taşıyan Chavez’in ve gördüğümüz kadarıyla ne yazık ki onu taklit eden Morales’in takip ettiği politika bu yönde. Totaliter diktatörlüğü sağlamlaştırmak için kendilerini anti-emperyalist, halkçı, sosyalist devrimci söylemlerin ardına gizlemiş yönetimlerden haberdarız. Bugün de popülist bir örtü olarak bunun özellikle Venezüella’da kullanıldığını görmemek mümkün değil. Emperyalizme karşı mücadelenin dünyadaki mesihi olma görevini memnuniyetle üstlenmiş gözüken ama Güney Amerika’daki pek çok radikal sol örgütün de küresel sermaye ile birleşme bütünleşme politikaları nedeniyle kendisine çok mesafeli yaklaştığı Chavez’in ucuz toplumsal adalet masalına bu kadar kolay inanmamak da alay konusu mu oldu yani? Bu ülkelerden politik manzaraları abartacağınıza, içinde bulunan ve sosyalizm söylemlerine bulanan bir sürü masala inanmayanlarla alay edeceğinize, kendinizi neden dünyanın bir ucundaki popülist eylemliliklere yamamaya çalıştığınızı bi düşünün bence (sebebi siniklik olmasın sakın?) Zihni yapınızı ezbere bildiğim için ben hayret etmiyorum artık ama Morales’in tank üstündeki resmine taparak son derece çirkin, aşağılık mesajlar veriyorsunuz, farkında mısınız?

elma ARMUT

13 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2215

devlet sınıflı toplumların varlığını kanıtlayan bir olgudur. devlet, ister sosyalist olsun ister emperyalist ister feodal. bu sıfatlar pek tabi devletin hangi temel üzerinde hangi amaçla var olduğunu anlamamızı sağlayan ve bu konuda oldukça işlevsel görevleri olan kelimelerdir. devlet dedik ya, var olduğu amaca yönelik kurumları olması pek muhtemeldir. eğer biz belli bir yaşa gelip, ortalama bir bilinç seviyesine ulaşan insanlarsak elmayla armudu karıştırmamız imkansızdır. eğer az çok mürekkep yalamış isek yukarıda saydığım devlet yapılarının birbirine göre farklarını anlayabiliriz.yani biri insanlığın kurtuluşuna giden yolda misyonları olan ve bu misyonlar yerine gelince sönümlenecek olan bir devletken bir diğeri yönetiminde olduğu sınıfın çıkarları doğrultusunda alabildiğine sömüren ve ezen gerici bir devlettir. artık bu özellikte ki devletlerin kurumlarının da buna göre şekillenip birbirinden ne kadar farklı olduğunu söylememize lüzum var mı? şimdi gel gelelim bu habere.. bazı arkadaşlarımız tankı görünce kendilerinden geçip stalin histerilerine kapılmışlar. yahu daha 65 sene önce avrupayı hitler faşizminden kurtaran "gaddar totaliter diktatör" stalin liderliğinde ki sovyet "ordu"ları değil midir? her neyse konuyu dağıtmamak gerekirse hala tüm vahşetiyle emperyalizmin hüküm sürdüğü dünyamızda, bu emperyalist vahşetin karşısında olan iktidarların toparlanması umut verici bir gelişmedir. ve bu nesnellik de ki iktidarların ne militarist olması mümkündür ne de milliyetçi! son olarak diyeceğim bu iktidarların ordularını batının "hür demokratik" rejimlerinin katil ordularıyla kıyaslamamak gerektiğidir,

Sayın 2211

14 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2218

Hadi ordan emperyalizm ordularıyla kapına daynınca öpücükle karşı gelirsin o zaman kızıl ordunun yaptığını, dünyayı nasıl bir dehşetten kurtardığını aklın almıyor galiba.Stalin'e laf atınca populizm suçlamaları da pek bir havada kalıyor canım :D Ne diktatoryaymış arkadaş başka laf bilmeden tek konuştuğunuz bu.

çağrışımlar

14 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2235

Bir dönem siyasi tezlerin tartışmaların gündemlerini bazı marksist klasiklerin içerikleri değilde kapakları oluşturmuştu türkiye'de (bkz. UKKTH Lenin) şimdilerde ise mesele başka komik saplantılara neden olan çağrışımlara evrildi. İktidar perspektifine sahip olmayan bir siyasi düşüncenin tek tek kendini solcu addeden insanlar üzerindeki etkisi böyle birşey oluyor herhalde.. Bu gün latin amerika ve oradaki iktidarları ve içlerine girdikleri dönüşümleri anlamak için var olan alışkanlıklardan bir miktar kurtulmak özgünlüğüne atfen yapılan yorumlarda da daha dikkatli olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Notun başında belirttiğim tartışma kültürü tank, top vs söz konusu olduğunda bir stalin hayaleti olarak ülkemiz solcularının dimağlarında tezahür etmiş bulunuyor.. Artık her tankın üzerine çıkan militarist... Bilgi teorisi tarihten ders almak ve acı tekrarları engellemek için yegane ilaçtır. Fakat ders alamıyorsak bile en azından önce tarihe bakıp öğrenmek gerekmez mi ? Allende döneminin devrimci şili hükümeti neden kaybetmiştir ? O dönemin aynı şimdiki gibi militarist saçmalıklarına pabuç bırakan Allende kendi sarayında çatışırken ölmedimi, tüm uluslararası tehditlere rağmen işçilerin silahlanma talebine karşı çıkmadı mı ? evet silahlı güç bir devrimi ayakta tutacak tek şey değildir ama emperyalizm çağında binlerce insanın kanıyla kurulan şeyleri korumanın tek yoludur. Latin amerika bu gün bunu kübada mahalle mahalle örgütlenmiş devrimi savunma komiteleri ve halk milisleriyle yapıyorsa sormak gerekiyor bu özgürlükçü demokrat arkadaşlara bu devrimi savunmak mı halkı militarize etmek midir ? Evet solcularımızın üzerinde bir hayalet dolaşıyor... Malesef

söz konusu olan emperyalizmle

14 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2236

söz konusu olan emperyalizmle mücadele etmekse gerisi teferruattır.

2211 nolu yorum

15 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2262

Öncelikle latin amerikada milyonları katleden komünist diktatörlükler veya diktatörden kastının, pinochet, videla vd. olamayacağına göre, küba ve castro olduğunu varsayıyorum. Küba'da devrimden sonraki ilk bir iki yılda faaliyet gösteren, devrim mahkemeleri, 26 temmuz hareketi çizgisine göre daha ılıman bir konumda yer alan ve sonra da, bu hareketin ve devrimin fazla radikalleştiğini söyleyenler tarafından bile desteklenmekteydi. Bu mahkemelerde yargılananlar, Batista'nın askeri yönetiminin yetkilileriydi; ve herkes de ceza almadı. Yargılamalar sonrası kurşuna dizilenlerin sayısı birkaç yüz olarak verilir birçok kaynakta, mesela: "Law and Society in Contemporary Cuba-Evenson, Debra, Kluwer Law International,2003"
1933'te Machado iktidarının devrilmesinden sonraki, Şili'de pinochet dönemindeki, Venezuela'da Perez Jiminez'in alaşağı edilmesinden sonraki kan banyoları, ya da Arjantin, Kolombiya, El Salvador vd. ülkelerdeki kitlesel yargısız infazlar, vahşetler de yaşanmadı Küba'da(aynı kaynak ve diğer bir iki kaynaktan derliyorum)
Başka bir örnek vereyim, Domuzlar Körfezi çıkarmasında yakalanan(ABD'nin küba'yı işgal girişimi) ve çoğunluğu Batista destekçisi ve/veya devrim muhalifi olan Kübalıların tamamı, burunları bile kanatılmadan, ABD'ye geri gönderildi.
Latin Amerika'da 20.yy'ın ikinci yarısındaki katliamların en bariz ortak yönleri, anti-komünist karakterde olmalarıdır.
Ayrıca, ne var yani, Bolivya'da ordu parolası bilmemne olmuş, ne olacak? İnsanlık devlet kurmaya başladığından beri, 5000 yıl oluyor herhalde, devlet başkanları aynı zamanda ordunun da başkanıdır. Morales bugün tankın üstüne çıkar, yarın and dağlarındaki bir köy okulunu ziyaret eder, kendisi de bir yerlidir zaten, öbürsü gün koka yaprağı üreticileriyle bir araya gelir(ki bunların hepsini haliyle yapmaktadır)Ordusu olmayacak mı bir devletin, polis de olmasın hatta, bütün dünyada bir A.B.D. ordusu, bir NATO yeter.
Ayrıca ne biliyorsunuz allah aşkına Chavez, Morales hakkında, politikaları hakkında, kaç defa seçime girip kazandıklarını, kendilerini orduyu kışkırtarak devirmek isteyen medya devlerinin, holding patronlarının ellerini kollarını sallayarak dolaştığını biliyor musunuz? Yazdığınızdan kat be kat fazlasını okumanız gerekiyor anlaşılan

"Biggest Dick" Devrimi (Bolivarcı Devrimin BDsi yerine)

15 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2279

Dersimiz Devlet ve İhtilal değil, onu biz de okuduk, geçiniz muhteremler. Söylediklerim apayrı şeyler. Hepsinden önce diyorum ki bir devrimi savunmak için önce bi devrim denecek bir şey olması lazım ortada. Sizin tanrı Chavezin Bolivar devrimi dediği devrim değildir diyorum, bu dünün stalinist diktatoryalarının bugünkü şeklidir. Beslediği ordu bir tahakküm aracıdır, emperyalisterin değil halkının üzerinde yükselen bir güçtür.

Diğer taraftan diyorum ki bu bir devrim değildir çünkü iktisadi ilişkiler değişmemiştir. Güçlü uluslar arası sermaye ile bütünleşme hevesleri içindedir Chavez. Mercosur faaliyetlerini de bilmez misiniz? Yahu IMF kaynaklı çok uluslu şirketlerle projelere girişiyor Petrolünü shell bağlantılı şirkete satıyor. Yaptığı kamulaştırmaların bedelini ödüyor, bu nasıl bir kamulaştırma oluyor? Bunları duymadınız mı? Gidin araştırın o zaman. Sol örgütlerin gittikçe daha fazla antipatisini topluyor, neden sizce? Devlet adına kurduğu mobil telefon şirketine verdiği ismi biliyor musunuz, hakkında onlarca sayfa haber yapmayı bilmişsiniz, özellikle Erkin beyfendi, bunun haberini de yaptınız mı? İsmi Vergatario (biggest dick: en büyük penis). Kahve solcusu gördüğü halka bunu reva görüyor her türlü iktidar düşkünü cinsiyetçi sapık! ülkedeki ve dünyadaki kadınları da aşağılıyor bi de utanmadan! Şimdi siz kalkın bu adamın münasip yeriyle güldüğü devrimi savunun. Bu mu sizin ciddiye aldığınız devrim? İnsanlara örnek devrim diye bu yeni stalinist adamın ucuz anti emperyalist sosyal adalet kahramanlıklarıyla örtülü popülist aşağılamayı mı gösteriyorsunuz? Altında imzanız bulunan devrime bakın, sonra efendim parti metninde o sözcük niye yok bu sözcük niye yok, yoksa piyasacı mı bunlar diyerek yeni oluşumlarla dalganızı bulun. Bak sen şu işe! Bu telefonun piyasa rekabet yöntemleri ve diğer iktisadi projeleri hakkında döktüğü incileri ise saymıyorum bile, piyasacılığından ve kendi devrimci romantikliğinizden daha fazla utanmayın diye.

Öyle “söz konusu olan emperyalizmle mücadeleyse gerisi teferruat” demekle olmuyor paşalar. “teferruatları” düşünmeyip ordu güçleniyor emperyalizmle, kapitalizmle savaşacak diye ağzınızın suyu boşuna akmasın. İnsanları kandırmayın göz göre göre! Devlet ve İhtilal’in öğrettiği temel yasayı Chavez iplemiyor, sosyalizmle bir alakası yok diyorum, iktisadi perspektifi bunu açık açık gösteriyor diyorum. Halkçı devrim için besleniyor dediğiniz ordu Chavez’in bu çirkin faaliyetlere dayalı iktidarını korumak içindir diyorum. Morales'ten ümitli idik, ezilmiş bir yerkli ırkın mensubu olarak halkçı sıfatları daha öne çıkıyordu ama o da bu diktatorya sevdasının peşine düştü. Bu ülkelerdeki hareketlenmiş sistem muhaliflerinin önemini küçümsemek değildir bu. AB ci ABD ci olmayan hakiki halkçı demokratik zemini yaratacak bir siyasi yapılanma şarttır lakin.

Kanlı diktatoryaları da konuşuruz bigün paşam, Sandinistleri de hatırla sen şimdilik.

“II. Dünya savaşındaki kahraman Stalin” hakkındaki cevabımı, bana “22 milyon ölü verilen ülkenin lideri Stalin kardeşim seni deliğinden kovalasın” diyen zat-ı muhtereme vereceğim.
ysa

vergatario

15 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2283

buyrun efendiler chavez halkını aşağılıyormuşmuş...çevirisini yapacak zamanı olan biri varsa süper olurdu.. http://www.guardian.co.uk/world/2009/may/14/chavez-venezuela-mobile-phone

heyecanlı arkadaşımıza

15 Mart 2010, yazan sinangrozni,
Yorum no: 2289

Öncelikle ben sizin paşanız falan değilim. Haddinizi bilin
Vergatario'nun ispanyolca sözlüklerin en ciddi ve önemlisi, aynı zamanda resmi bir kurum olan, real academia espanola'nın sayfasında şöyle verilmiş: http://buscon.rae.es/draeI/SrvltConsulta?TIPO_BUS=3&LEMA=vergatario
Elbette ispanyolca bilmiyor olabilirsiniz, açıklamaya çalışayım. Bir insan için kullanıldığında, bir konuda bir nitelikte, sıradışılığıyla ön plana çıkan, bir olgu ya da şey için kullanıldığında ise, optimum anlamlarını taşıyor. Venezelaya özgü kullanımlar olduğu ve argo kökenli olduğu da belirtilmiş.
Ama mesele bu değil, hem türkiyedeki hem dünyadaki sol hareketler, chavez'in iktidarı içerisindeki sosyal politika uygulamalarını desteklemekle beraber, türkiyeden bahsedelim, neticede diğer yerleri o kadar bilemeyiz, hiçbir yerde sosyalist devrim olarak nitelendirildiğine ben rastlamadım. Not olarak söyleyeyim, bir yıldır küba ve latin amerika üzerine akademik çalışma yapıyorum.
Bu ülkeler yoksulluğun çok keskin ve üzücü boyutlarda olduğu ülkeler, ırkçılığın, şiddetin hala çok yaygın olduğu ülkeler. ve bu ülkelerde yüzyıllardır, sadece komünistler, devrimciler ve diğer muhalifler değil, ilerici din adamlarını bile katlediyorlar. Elliler ve altmışlarda toprak reformu yapanları "komünist" diye damgalayıp deviriyordu A.B.D. Sandinistalar da benzer katliamların en vahşilerine uğradı, Ken Loach'ın Carla's Song filmini izleyebilirsiniz, okumaya pek merakınız olmadığı anlaşılıyor, hiç değilse bunu yapabilirsiniz konu hakkında fikir edinmek istiyorsanız.
Mesele, bu tarihsel süreçleri göz ardı edip, beş yüzyıla dayanan sömürgecilik ve emperyalizm tarihini hiçe sayarak yorum yapmanın yanlışlığıdır. Tarih dinamik bir süreçtir, ve dünyadaki ilerici kesimlerin, latin amerikadaki gelişmelere bakarak heyecanlanmasında da bir sorun yoktur. Bugün türkiye'de de, troçkistinden maocusuna, hatta sosyal demokratına kadar birçok insanın konuya yaklaşımının bu minvalde olduğunu gözlemliyorum. Nefret ettiğiniz anlaşılan tkp çizgisine yakın yazarların yorumları da bu yönde görebildiğim kadarıyla.
Ayrıca, uçakla tankla topla saldıran devasa güçlere karşı ne yapacak bu ülkeler, ordularını lağvedip, gelin buyrun işgal edin mi desinler? Filistin'de 60 yıldır, direniyor insanlar, katlediliyor, her geçen yıl daha fazla toprak kaybedip, daha da yoksullaşıyorlar. İki tane kıçı kırık roket israil toprağına düşünce kıyamet kopuyor dünya medyasında, bu mudur adalet?

bu ne düşmanlıktır böyle?

16 Mart 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 2296

Kusura bakılmasın ama, yazılanlardan bazılarını okuyunca, yeni solculuğun hastalıklı düşmanlıklar ürettiğini düşünmemek zorlaşıyor...

Chavez, yeni bir cep telefonuna erkeklik organının isimlerinden birini (bilinçli bir şekilde) verdiyse, iğrenç bir şey yapmıştır gerçekten de... 

Ama sermaye medyası tarafından bu tür bir iddia ortaya atıldığında, öncelikle bir durmak, "işin aslı astarı neymiş" diye öğrenmeye çalışmak, "Chavez ne cevap verecek" diye beklemek gerekmez mi? 

Yeni solcu arkadaşımız, buna hiç ihtiyaç duymuyor...

Ufuk Uras'ın MİT ajanı olduğu iddiasını da bugüne kadar yazmadık, örneğin. Hata mı yaptık? Kişisel olarak, Uras'ın siyasal çizgisini hiç benimsemediğim açık; ama bugüne kadar, onu eleştirirken, "MİT ajanı olduğu yazılıp çizilen Ufuk Uras" türü bir ifadeyi hiç kullanmadım, çünkü, kanıtı bulunmayan bu tür "iddia"lara dayalı olarak hüküm ileri sürmenin yanlış olacağını düşünürüm. 

Yeni solcu arkadaşımız şöyle yazmış: 

Devlet adına kurduğu mobil telefon şirketine verdiği ismi biliyor musunuz, hakkında onlarca sayfa haber yapmayı bilmişsiniz, özellikle Erkin beyfendi, bunun haberini de yaptınız mı? İsmi Vergatario (biggest dick: en büyük penis). Kahve solcusu gördüğü halka bunu reva görüyor her türlü iktidar düşkünü cinsiyetçi sapık! ülkedeki ve dünyadaki kadınları da aşağılıyor bi de utanmadan! Şimdi siz kalkın bu adamın münasip yeriyle güldüğü devrimi savunun. Bu mu sizin ciddiye aldığınız devrim?

"Cinsiyetçi sapık"...

İşte bu kadar kolay!

Sermaye medyası yazmış, yeni solcu arkadaşımız da hükmünü vermiş... 

Yukarıda, Chavez'in, sermaye medyasına verdiği yanıtlarla ilgili bağlantılar var... Bu arada, Venezüella'nın iletişim alanında neler yapmaya çalıştığına ilişkin bir röportaj çıktı, venezuelanalysis.com sitesinde: http://www.venezuelanalysis.com/analysis/5189

Yeni solcu arkadaşımız, nedense, Chavez'e tapındığım(ız) vehmine de kapılıvermiş... 

İşin ilginç tarafı, Chavez, hiç de "gelenek"e uygun olmayan işler yapıyor; buna rağmen, "geleneksel solcu"lar tarafından sahipleniliyor... Belirli sınırlar dahilinde elbette... Ama kesin olan, Chavez'in "yeni" ("kitapta olmayan") bir şeyler yapıyor olmasına rağmen, "kalın kafalı" geleneksel solcuların, sırf kitapta yazmıyor diye, bunları kafadan reddetmiyor olduğu... 

Chavez hakkındaki değerlendirmelerimi daha önce yazmıştım: 

Chavez ne kadar Marksist?

Chavez'in hepimize armağanı

Peki bu ne hayranlıktır böyle?

16 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2298

Lakin siz de bahşetmemiştiniz güzel adınızı Sinan Bey, yoksa ne haddime size paşa demek! Mobil telefon isminin İspanyolca sözlükteki karşılığı buraya yazdığınız gibi olabilir, buna itiraz yok. Fakat bizzat eklediğiniz gibi Venezüella’da bu kelimenin başka vulgar anlamları varmış. Halk arasında kelime “en büyük penis” anlamında kullanılırmış. Cinsiyetçi ve erkek egemen toplum yapısı nedeniyle “öne çıkan insan, bir şeyin en iyisi, en optimali” sıfatlarını göstermesi için içinde erkek cinsel organına gönderme barındıran ifadeler benzetmeler kullanılır. Türkçe’de de vardır böyle benzetmeler değil mi? Bu kelime de halk arasında böyle kullanılırmış. Bu durumda önce Chavez’in kalkıp da yok sözlük anlamı şudur yok ben onu demek istemedim demesi çok ucuz savunma ve önceden düşünülmüş bir tezgahtır. Tepki çekince buna sığınılacaktır. Sonra ise, sizin, bir ziyaretçinin ve Erkin Bey’in de, bunu yine sözlükle ve Chavezin laflarıyla savunmanız ilginçtir, üstelik vulgar anlamlarını kabul ettiğiniz halde. Bu körlük ve ezbercilik neden? Bu adam bir Venezüella’lı halkın içinde yaşamış bir tip, saraylı bir soylu da değil. Resmen bile isteye bu kelimeyi seçmiş. Resmen topluma yerleştirmek istediği cinsiyetçi hiyerarşi isteğinin tezahürü. Şimdi siz benim bu araştırmayı yapmadığımı nerden biliyorsunuz da yandaş medyaya kanmış olduğumu, üstelik bi de beni aptal gibi göstermeye çalışarak patadanak böyle görülmemiş rahatlıkla söyleyiveriyorsunuz. Yandaş medyanın her tepkisi bu adama bir perde görevi görüyor, farkında değil misiniz? Bir kesim “aaa guardian ortaya çıkarmış işte adam cinsiyetçilik yapmış” deyiveriyor. Başka bir kesim de “aaa guardian mı dedi, kesin uydurmadır, adama saldırıdır asla doğru değildir” deyip kestirip atıveriyor. İkinci kesim siz oluyorsunuz gördüğümüz gibi. O da sizin gibi fanlarının bunlara kafadan inanmayacağını çok iyi biliyor, diğerleri ise zaten muhalif. Bu iki tutumun da neresi doğru? Kabul edebilecek misiniz, Venezüella’da bu kelime büyük penise göndermede bulunan bir benzetmedir ve erkek egemen halkın hoşuna gideceği için, tıpkı satışa sunulduğu günün tercihi gibi ürünün ismi de bir pazarlama tekniği icabı seçilmiştir? Az biraz objektif olun yahu, dişiniz kırılmaz! Siz onun anti-emperyalist, anti-kapitalist söylemlerine tav oladurun, o arkada kapitalist ağın göbeği ile iş anlaşmaları kuruyor, yeniliyor. Petrol devleriyle anlaşıyor. Şimdiye kadar anlaştıklarından, ortak iş yaptıklarından bazıları (son bir seneyi bilmem, takip etmedim): Shell, Petrobras, BP, Exxon Mobil, Chevron Texaco. Bu sonuncusu http://www.chevron.com/countries/venezuela/ 11 okul açmış Venezüella’da, çeşitli eğitim sağlık, sosyal, kültürel projeleri var. Şirket, Chavez’in devrimi bizim için tehdit değil açıklamaları yapmıştı. Yani Sinan Bey’in az okuyorsunuz, bilmiyorsunuz bu bölgenin o dönemini dediği sömürge döneminin ilk sömürücü şirketleri (birleşmeler, ortaklıklar, vs. de olsa aynı sermaye grupları), yani uğruna hükümetler devrilen, solun acımasızca ezildiği kanlı diktatoryalar kurulan darbe finansörü şirketler bunlar. Texaco ülkede kömür sömürüsüyle de çok iyi bilinir, Ekvador yerli halklarını daha yakın zaman önce yerlerinden, topraklarından etmiş bir şirket. Hepsinin kasasında Latin Amerika halklarının kanı bulunur. Bolivarcı, halkçı, sosyalizme dönük devrimden bahseden, sosyalistim filan diyen adam bu şirketlerle ortaklık kuruyor. Darbe tehlikesi mi? Bir kez daha düşünmek lazım değil mi? O bölgede darbeyi petrol şirketleri yapar, yaptırır. Chavez bu şirketlerle ortaklık kuruyor diyorum, bi husumeti yok diyorum. Ha çıkar çatışmasına vesile olur, iktidar, pazarlık, vs. sorunu yaşanır, o başka ama ilişkileri pek tabii şekilde kapitalist niteliğiyle yürümektedir. (Daha çok çok fazlası var ama yazmıyorum uzuyor diye. İnsan hakları, sendikaların öz örgütlülükleri, emekçi haklarına filan hiç girmiyorum, konuyu saptırma yolu açılmasın diye) Mesele bunlar değil de nedir? Şimdi siz kalkıp Erkin Bey, bu iğrenç kapitalist ağı devrim diye savunuyorsunuz, bunları eleştiri konusu yapmıyorsunuz, tutup yeni sol partinin sözcüklerine laf ediyorsunuz? Linkini verdiğiniz yazılarınız sizi kurtardı sorumluluğunu almaktan öyle mi? Ben yazılarınızda böyle bir eleştiri görmedim. İktisaden eleştiri yok. Bunları yazan başka biri de yok. Bu nasıl bir bağımsızlıkmış diye soran yok. Nasıl bir devrimmiş diye araştıran yok. Bolivarcı Devrimin bağımlı özünü ortaya seren iktisadi gelişmeleri yazmıyorsanız gerisi tatava Erkin Bey arkadaşım. İnsana sorarlar: Altyapı dönüşüm dinamiklerini harekete geçirmiş mi geçirmemiş mi olduğunu tespit edemiyorsan, aksine bu uğurda kurduğu kapitalist iktisadi ilişkileri sorgulayamıyorsan bir ülkenin, ona Marksist tahlil mi denir? Yaptığın kuru mu kuru tahlil ne işe yarar? Sonra yok efendim emperyalist misiniz? Yok efendim kapitalist misiniz? Yok efendim özelleştirmeyle ülkeyi satacak mısınız? Yahu kim inansın şimdi size? Bana söylemeyi biliyorsunuz, araştırmıyorsun hemen inanıyorsun salaksın alıksın demek kolay, siz peki? Valla Ufuk hakkında atıp tutmaktan hiç çekinmeyin, belki boş atmıyorsunuzdur, olamaz mı yani? İddianızı kanıtlayıp kanıtlamamak sizin bileceğiniz iş. Kanıtlamazsanız güler geçeriz, fakat Mit ajanı olduğunu kanıtlarsanız bunu bize de bildirirseniz çok makbule geçer. Hemen cehennemin dibine yollar, yollarımızı ayırırız. Ufuk da kimmiş? Anlamıyorsunuz herhalde, kişiden bana ne diyorum. Kişiye tapınmanın her türünü ayaklarım altında çiğnemeye hazırım diyorum. Beni saçma sapan şeylerle tehdit edip duracağınıza sizdeki hastalıklarla uğraşın azcık da!

mihenk taşı

16 Mart 2010, yazan Tuzu Kuru,
Yorum no: 2301

Şimdi bir konuda eleştiri yaparken de savunurken de korunması gereken bir mihenk taşı olmalı. Buda bizim için ideolojik duruşumuz.

 Gerek bu başlıkta gerek diğer başlıkta bazı(özellikle kendini "yeni solcu" olarak tarif eden) ziyaretçilerin yaptığı gibi ismen solun içinden gözüken fakat gerek üslup olarak gerekse argümanlarıyla solun oldukça dışından eleştiri getiren arkadaşların kendilerine cevap verilirken sol içinden davranmamızı beklemeleri bu gelmeyince bu sefer bizi gözü körlük, stalinist, vs. diye eleştirmeleri bende artık mide ağrısı yapıyor.

Kardeşim (burada 2298 nolu yorumu yapan arkadaş olur) evet bizce de Chavez olsa olsa sosyalizm sempatizanı olabilir, yanlış yaptığı birçok şey var ama senin getirdiğin aptalca solun oldukça dışından eleştirileri önemsemiyoruz. Şimdi Türkiye'de Dalga(e bu da argoda aşağı yukarı aynı anlama gelir) diye telefon markası çıksa erkek egemen toplumla bağını mı sorgularsın. Benim anladığım sosyalizm iddiasında ki bu ülkenin sosyalizme sempatisi olan başkanı halkın ucuza konuşması için bir telefon çıkarmış ve yine sizin iddianıza (ki doğru da olabilir) daha çok satılması için erkek egemen toplumun zayıflığından yararlanmak için ismini de bilerek en büyük penis olarak koymuş. Aferin ona bizim Chavez'den beklentimiz sosyalist ahlakın bir idölü olması değil ki. Yaptıklarını sosyalist ahlak açısından değerlendirelim. Eğer sosyalizmi Venezulla'da Chavez temsil edecekse VKP'ye ne gerek var yada Chavez'in partisine katılmayı kabul etmemesine.

Hele ki ekonomik alanda kapitalist şirketlerle işbirliği yapılmasının sosyalizme zeval getirmesi tespitinin de yeni solun en önemli "sosyalist" tespitlerinden biri olarak başucu kitabımıza yazdık. Katkınız için teşekkür ederiz.

Ayrıca Chavez'le anlaşan petrol tekellerinin Chavez öncesi petrol üretiminin tamamını kontrol ettiklerini ilk yapılan ve aslında kavgayı koparanın bu tesislerin tamamının kamulaştırılması olduğunu nedense atlamışsınız ekonomik değerlendirmelerinizde.

Chavez'in önemi çok iyi bir sosyalist olmasında hatta sosyalist olmasında da değil;

1) Sosyalizm'i övmesinde

2) Sosyalizm'in itibarını arttırmasında

3) Sosyalizm'i sıradan insanlar için imkansızlar listesinden çıkarmasında

4) Ama en önemlisi Kapitalizm'e mahkum olmadığımızı göstermesinde

Sayın Tuzu Kuru, kavganızın

20 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2381

Sayın Tuzu Kuru, kavganızın geçmişini, nedenini bilmiyorum ama üstte yazılan Chavez eleştirilerine bu kolay yolla cevap verilemeyeceğini düşünüyorum. ysa imzasıyla yazan arkadaşın Chaves’le ilgili yazdıklarının hepsi doğrudur. Chaves bugün iktisadi küreselleşmeyi temsil etmektedir. Petrol konusunda yaptıkları sosyalizmi öven birinin tavrı olarak görmek çok tehlikeli. Böyle bir şeyi bir sosyalist olarak savunmak hele de sosyalizm övülüyor yanılgısına düşmek başka bir sapmayı övmek demektir. Üstte yazılanlara ilaveten, Chavz Petrobras’la da koşulsuz işbirliği yapıyor. Petrobras Ekvador’da yerli halkın ata toprağı, 20 yıl önce Unesco’nun biyosfer rezervi ve eşi olmayan ağaç ve bitki türleri, hayvan çeşitleri ile ünlü Yasuni milli parkını petrol için talan ediyor. Yaşam alanlarına saldırılan bölge halkı talan edici insanlara hastalık (kanser, hepatit B gibi), yoksulluk taşıyan, sosyal çöküşü (fahişelik, alkol bağımlılığı gibi) getiren petrol şirketine karşı örgütleniyor ama sesleri duyulmuyor. “Sosyalizmi öven” Chavez, bu sömürünün de ortağı. Benzer tehditler Venezüella toprakları için de söz konusu. Chavez bu tür çokuluslu şirketlerle anlaşma imzalıyor sürekli. Alba içindeki faaliyetleri de bu yönde. Burada uzun uzun anlatmayayım ama size IIRSA (lütfen ama lütfen bu devasa ve küresel projeyi özellikle araştırın), Puebla Panama projesi diyeyim, siz bu altyapı projelerini, çok uluslu şirket, ABD ve AB bağlantılarını, amaç ve talan yöntemlerini, sonuçlarını (sosyalizmin daima sömürü aracı olarak gördüğü karayolları, hidroelektrik santrallerin vs. yapımı, sömürüyü kolaylaştıran yeni askeri üsler...) araştırın isterseniz. Bunlar, ABD-AB şirketlerinin dünyayı halkın sonsuz sefaleti, ölümü, ondan çıkacak en ufak bir sesin bastırılışı pahasına dünyayı sömürme plan ve projelerinin bir parçasıdır. Böyle bir sosyalizm övgüsü olur mu hiç? Biz bununla kapitalizme mahkum değilizi nasıl anlatırız insanlara? Bunu savunmak içn bütün teorik donanımımızı tepetaklak etmemiz gerekir.

Bush’un temsil ettiği geri zekalı emperyalist tipolojinin karşısında antiemperyalist blokun karizmatik harbi politikacısı olarak bulunmak ve bu yolla popülist bir ilgi toplamak onun şansı olmuştur. Halkı ileriye götürücü hiçbir politikası yoktur. Kültürel, sosyal ve eğitim alanlarında böyle bir adımını görmek mümkün değildir. Akla zarar televizyon konuşmalarında halkı aşağılayıcı sözlerinden bir de delikanlı dayılanma hallerinden başka bir zeka ürünü bulamazsınız.

Kaddafi de sosyalizme değinirdi bolca, onunla övünebilir misiniz? Yeri geldiğinde bu ülkede bile Müslümanlığın sosyalizme ne kadar yakın durduğu şeklinde telakkilere rastlamadık mı, hala rastlıyoruz. Yorumunuza bakılırsa bizimkisi gibi çoğunluğu Müslüman bir ülkede sosyalizmi övmek ve bir seçenek haline getirmek için bu popülist yol da seçilebilir. Sosyalizme yanaşan bir görüşe bu görüşün liberal özü yüzünden karşı çıkarken popülist ve küreselleşmeci özü bulunanına itirazınızın olmaması garip geliyor bana. Gerçekten neden hiç itirazınız yok? Neden hasır altı ediyorsunuz bunları? Söyleyeni de aynı liberal çizgiye mi atıyorsunuz? Bu üzücü, çünkü her ikisi de sosyalizmi yanlış yansıtarak yozlaştırıyor. Siz burada bir taraf olacaksanız, ikisinden de uzak duran bir tarafta olmanız, Venezüella’da yaşanan muazzam hareketliliğin gerçekten sosyalizme evrilmesi için komünist VKP’yi de tetikleyen yapıcı eleştirilerinizi yükseltmeniz beklenir.

Ben sizin ve diğer yorum yazan arkadaşların Chavezi bu şekilde bazı önemli gerçeklerin üzerinden atlayarak savunmanızı anlıyorum. Bir sosyalist elbet antiemperyalist, Küba dostu ve kamu yanlısı gözüken birini savunur ama bu, üstte söylendiği gibi “romantik devrimcilik” anlayışından başka bir anlama gelmez. Anlaşılır ama haksızdır bu anlayış, daha doğrusu halk mücadelesinin gerçek ilerleyişine katkı sağlamaz. Şarkı, türkü, şiirle romantizme de benzemez, ardındaki tehlikeli iktisadi ve sosyal ilişkileri kaçırırsanız sosyalizm gerçekten toplumların kurtuluşunu getiren bir sistem olma iddiasından bir tür efsaneye ve masala, romantizm aracına dönüşür. Selamlar...

Yücel

Yücel Bey,

22 Mart 2010, yazan Tuzu Kuru,
Yorum no: 2389

Yücel Bey,

Öncelikle tartışmanın başlangıcı petrol değil cep telefonu markasından çıktığını hatırlatırım. Petrol konusunu araştırmadım ama büyük ihtimal doğrudur, çünkü en büyük gelir kaynağı petrol olan bir ülkenin petrol fiyatlarının da düştüğü bir dönemde petrol tekelleriyle anlaşma yapmaması şaşırtıcı olurdu zaten.(Bu eleştirilebilirliğini değiştirmez tabii ki, eleştirilebilir ve eleştirilmeli) Chavez'in her yaptığı doğrudur diye bir genelleme yok. Ama solda gelenektir söylenir, yapılmaz ama biz yine de söyleyelim eleştiri önce yapıcı olmalı arkadaşın yaptığı gibi solun tamamen dışından sırf açığınızı yakaladım havasında ki bir eleştiriyle beraber olup Chavez'i yermenin ne bize, ne Venezülle halkına ne de Ekvador halkına bir faydası var. 

Tamam Venezuella ve diğer Latin Amerika ülkelerinde yaşanan gelişmeleri "acaba" şüphesi ile irdelemeyiz. Yanlış gidişleri görmeli, not etmeliyiz. Amma eksileri "BÜYÜK" artıları "küçük" harflerle yazma alışkanlığımızdan da vazgeçmeliyiz. Telefon markası argoda "en büyük penis" anlamına geliyor, bu erkek egemen topluma çakılmış bir selamdır diye sosyalist eleştiri mi olur el insaf.

Siktir et şu sosyalistlerin ne dediğini her boka karşı çıkar bunlar pozisyonuna mı gelelim.

cinsiyetçilik tuzukuru olmayan sosyalistler için eleştiri konusu

22 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2394

tebrik ederim sizi, baştan sona chavezi savunmak için taklalar atmış, petrolden çıkamayınca cinsiyetçilik eleştirisine sığınmış, kendinizi sıkmış sıkmış sonunda da baklayı ağzınızdan çıkartmışsınız. devletin satışa sunduğu telefon markasına erkeklik organının isminin verilmesi, halkın adına devletin bu markayı öne sürmesi, bir devlet politikası halinde günlük yaşama sokması sosyalizm eleştirisi olurmuymuş! erkeklerin egemen toplumsal konumlarını sorgulamak, sosyalizmin mücadele alanlarında, değişim vizyonunda erkek egemen toplum çekirdeğini kırmak yok mu? yoksa sizin gibi ataerkil sistemden rahatsız olmayan, onun çözülüşü için kılını kıpırdatmadığı gibi iktidarını terk etmek istemediği için aşağılayıcı uygulamaları da eleştiri konusu olmaya layık görmeyen geri görüşlülerin eline mi kaldı sosyalizm tartışması? ataerkillik ve cinsiyetçilik kapitalizmle başlamış değildir, kapitalizmin devrilmesiyle de ortadan kalkmayacaktır. muhalif mücadele adı ne olursa olsun cinsiyetçiliği de hedef almalıdır. sömürünün bir biçimi ataerkillikle, cinsiyetçilikle her yerde her alanda mücadele eder, etmelidir sosyalistler, kamusal alanda, sendikalarda, sosyalist partilerde, sokaklarda, evde, işyerinde... bu mücadeleyi hiçe sayan her uygulama da sosyalist eleştirinin konusudur. bu kafayla insanı dönüştüreceksiniz öyle mi? aile kurumunu yeniden ele alacak, kadının kurtuluşu için yeni yollar bu durumda yalanlar üreteceksiniz öyle mi? kadına bakışınız mülkiyet ilişkilerine bakışınızın da aynasıdır, sosyalizme devrime bakışınızda o kadar sakattır işte. ortodoks solcuların bu bakışı hiç değişmedi, yeni adımlarınızın, kılıflarınızın içi boş, hep buydunuz siz. cinsiyetçiliğin size sunduğu erkeklik imkanlarını hiç bir zaman reddetmediniz. günlük yaşamda da siyaset içinde de yeri geldikçe açıklamaktan çekinmediniz bunları. bu halde sosyalist olduğunuzu iddia ediyorsunuz. yazık yazık yazık! utanç duydum. lanet olsun bu geri zihniyete!

2394'e

23 Mart 2010, yazan Tuzu Kuru,
Yorum no: 2402

Lanet olsun bizim zihniyetimize ki sosyalist olmayan bir ülkeden sosyalist işler yapmasını beklemiyoruz. Salağız, cinsiyetçiyiz. Listeye istediklerinizi ekleyebilirsiniz. 

Ama sizin bilmediğiniz bir şeyi de biz biliyoruz. Eleştiri yapmayı. Size cinsiyetçiliğe, ona buna karşı mücadele etmeden önce eleştiri yapmayı öğrenmenizi tavsiye ederim. Okuduğunuzu anlama kısmından umudum yok gördüğünüz gibi onu eleştirmiyorum, es geçiyorum. Ama eleştiri bilinci elde edebileceğinizi düşündüğümden onu vurguluyorum. 

Eleştiri yaparken öncelikle;

1) Karşınızdakinin değişmez, değiştirilmez karakteristik özelliklerini eleştirmeyin(gülüş, şive vb.) ki konumuzla alakasız ek bilgi olsun diye verdim.

2) Eleştiri yapmadan önce söyleyeceklerinizi kafanızda toparlayıp bir kere daha tartın. (Olur ya yanlış bir şey dersiniz.)

3) Toparladığınız eleştirinizi mümkünse örnekleyin. 2 tip örnekleme yapabilirsiniz a) gerçekçi yada gerçek(gerçekler etkilidir ama akılda kalıcı olmaz) b) absürt yada radikal (ikna ediciliği düşük, konu dağıtıcıdır ama akılda kalır şahsen ben severim ama yazılı eleştiride gülünç olur)

4) Eleştiriniz muhakkak olumlu yönlendirme içermeli, en önemli kısmı budur. eleştiriniz sadece ithamlardan oluşacaksa anlamsızdır. (aynı buraya yazdığınız iletide olduğu gibi)

Unutmayın ki eleştirinin amacı değiştirmektir. Siz eleştirinizi yaptıktan sonra hissettiğiniz orgazm duygusu dışında Dünya'da hiçbir şey değişmemişse ona eleştiri değil "mastürbasyon" demek daha doğru olacaktır. 

Gerçek eleştirilerinizi yanıtlamak dileğiyle. 

 

 

 

AdaptiveThemes