Skip to content

Baykal ile F tipi elçi Gülerce'nin 'yeri yerinden oynatacak büyük sırrı' ne?

17 Mayıs 2010, ekleyen Ali Mert

Futbolla yatıp Baykal'la kalktığımız ve her tür edep sınırlarını -balığı baştan kokutarak- "milletcek" aştığımız bu zorlu günde, gözlerden kaçmaması gereken bir haber var Vatan gazetesinde. Pensilvanya'nın Türkiye elçilerinden Hüseyin Gülerce, Yalova'daki malikanesinden bir söyleşi vermiş Deniz Güçer'e. Başlıkta bir numara yok: "Baykal Benim Kahramanım". Olabilir, ben de Eric Cartman'i tutuyorum bazen. Her neyse, sonra devam ediyor haber, spotuyla birlikte ve şöyle:

"Fethullah Gülen'in Baykal'a gönderdiği mesajın bir evveliyatı olduğunu söyleyen Hüseyin Gülerce, çarpıcı açıklamalar yaptı. Baykal'ın Gülen hareketine olumsuz bakmadığını belirten Gülerce, Baykal'la yaşadıkları bir olayı ancak birkaç yıl sonra açıklayabileceğini söyledi ve ekledi: 'Şimdi açıklarsam yer yerinden oynar.' Sayın Baykal ne yaparsa yapsın bendeki o kahramanlık duygusu değişmez."

Evet, aynen böyle. Baykal Pensilvanya yakınlığının belgesi var anlaşılan. Hem de, sanki yeterince oynamamış gibi, yeri yerinden oynatacak türden muhteşem bir şey. Belki beraber ağladıkları ya da başka bir şey yaptıkları bir videodur. Olabilir, çok spekülasyon yapmayalım, sadece aklımıza gelen bazı şıkları paylaşalım:

a. Beraber Pensilvanya'ya gitmişlerdir, kıytırıktan bir beraberlik değil de, imam nikahı kıymış/kıydırmış olabilirler. Hakikaten yer yerinden oynar.

b. İşin içinde "kahramanlık" olduğuna ve Baykal ne yaparsa yapsın bu değişmeyeceğine göre, Pensilvanya'da birlikte yemek yerlerken, hocaefendinin boğazına kaçan kılçığı çıkarmıştır Baykal. Gülerce'nin süpermeni olmuştur böylece. Bu da ilki kadar olmasın, oynatabilir yeri bir hayli. 

c. Baykal fethullahın okullarından birinden mezun olmuştur. Yaşı tutmuyor gerçi ama daha iyi. Yerinden oynatır yeri. 

d. Baykal'la Gülerce yine bir gün Pensilvanya'dan gelen samimi mesajları dinlemektedir. Gülerce, nedendir bilinmez, son gelen mesajlardan birinin samimiyetinden şüphe etmiştir. Baykal altından girmiş, üstünden çıkmış onu mesajın samimiyetine ikna etmiş, kahraman oluvermiştir. Haliyle, yer de yerinden, bir miktar, ben diyeyim iki inç, siz diyin üç, oynayıvermiştir. 

e. Birkaç yıl bekleyin kardeşim, ülke hele bir "normalleşsin", tam bir "istikrar" gelsin, "dönüşüm süreci" tamamlansın, daha bizde açıklayacak ne olaylar var. Şimdiki kasetler hep yeri oynatıyor, ileride beraber oynatırız, kasedi yani, yeri değil, izleriz güzelce, gülerce...

Kaynak: http://gazete.netgazete.com/ShowPaper.aspx?news=vatan (ilk sayfanın sağında, kutu haber)

Yorumlar

Gülerce'de laf çokmuş daha

17 Mayıs 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3376

Söyleşinin tamamına bakılınca (Kaynak), bir dolu yumurta varmış daha, konuyla doğrudan ilgili olanlarını aktaralım yalnızca: 

Deniz Baykal’ın “Pensilvanya” mesajı herkesi şaşırttı. Olayın aslı nedir ve herkesin merak ettiği, mesajı ileten o isim kim?

Elbette biliyorum ama söylemeye yetkili değilim. ABD’ye telefon açıp işin aslını o gün öğrendim. Hoca Efendi kendisi bizzat konuşmadı. Yanında bulunan ve Türkiye'den ziyarete gitmiş bir kişi aracılığıyla oldu.

Cübbeli Ahmet Hoca ile görüşmeyi sağlayan Mahmut Koçak geliyor akıllara?

Değil. Ama sesinden tanıyacak kadar yakın diyebilirim. Zaten Sayın Baykal ile o kişinin konuşması için aralarında bir hukuk olması, Baykal’ın onu tanıyor olması, sempatiyle bakması lazım. Bir CHP milletvekili hoş bir şey söyledi. ”Özel Kalem Müdürü aramış“ dedi. Bizi böyle tanıyorlar (gülüyor). Hiç Hoca Efendinin özel kalem müdürü olur mu? Ben, Hoca Efendinin, Erbakan’la ilgili hassasiyetine bizzat şahit oldum. Baykal ile ilgili haberleri dinlerkenki hissiyatını tahmin ediyorum

Aynı hassasiyeti mi gösterdi size göre?

Evet. Ama bir de bu işin evveliyatı var. Herkes zannediyor ki bir diyalogsuzluk vardı. Ben Samanyolu’nda 9 yıl program yaptım. Senede en az iki defa Baykal’ı Pazar sohbetine çağırırdım. Bir seferinde ”Hüseyin Bey, en çok sizin programınızda rahat ediyorum. Bilmiyorum ki beni köşeye sıkıştıracak, sorgulayacak şekilde davranmıyorsunuz. Kendimi ifade etme adına sorular soruyorsunuz “ dedi.

Kahvaltılar yapıyormuşsunuz. Hiç bir araya geldiler mi?

O kahvaltılarda buluşmadılar. Program öncesi buluşup kahvaltı ediyorduk. Mesela Mehmet Sevigen de katılırdı bu programlara.

”Bize karşı Baykal’ın önyargısı yoktur“ diyorsunuz?

Öyle olsa böyle buluşmalar olabilir mi? Ben tam tersine, Sayın Baykal’ın bu harekete o dönemde olumsuz bakmadığına, Türkiye için faydalı bir hareket gördüğüne dair, belki birkaç sene sonra açıklayabileceğim çok somut davranışlarını bilen bir insanım.

Nasıl bir davranış?

Bunu şimdi söylersem yer yerinden oynar. Bazı şeyleri zamanlama itibariyle tarihe bırakmak lazım. Erken söylediğiniz zaman insanlar bunu kaldıramıyor. Ben bir programımda, ”Sayın Baykal’ı çok seviyorum“ diyerek ipucu verdim. O somut şeyi düşünerek Baykal’ı sevdiğimi söyledim.

Hangi tarih aralıklarında yaşanıyor bu olay?

AK Parti iktidar olduktan sonraki dönemden söz ediyorum.

En azından ipucu verseniz?

Türkiye’de yer yerinden oynar dedim ya. Bu somutluğun içinde görüşme var tabii. Ahlaki yanlışlıklar hariç Sayın Baykal siyaseten ne yanlış yaparsa yapsın bendeki o kahramanlık duygusu değişmez.

Kasetle ilgili düşüncelerinizi de merak ediyorum?

Bugün bir görüntü olayı var. Başına bir iş gelmiştir. İnsan olan herkesi üzen bir şeydir. ” Oh olsun “ diyenler bana göre seviye kaybetmiş insanlardır. Dini inancınızı da bırakınız, insanın ayağa kayabilir, başına bir şey gelebilir. Bunlar başkalarını sevindirecek değil, üzecek olaylardır.

Sayın Gülen ile Baykal’ın geçmişine dönersek?

2004-2006 yıllarında Baykal ile görüşmelerimiz oluyordu. Genel Merkez’de iki defa ziyaret ettik. Baş başa sohbetlerimiz oldu. Bunların hepsinde ben ABD’den Sayın Gülen’in saygılarını illetim, Deniz Bey de ”Sağlığı nasıl? Selamlarımı iletin” dedi. Baykal’ın son bir yıldır söyleminden dolayı -F tipi diye bir şey kaçırdı ağzından- zannediliyor ki, hiçbir diyalog yok. Ama onlar iki samimi dostmuş gibi biz birinin selamını diğerine söylüyorduk. Hoca Efendi’nin hissiyatını tahmin ediyorum Baykal’la ilgili. Demiştir ki, ”Ben bu olaya çok üzüldüm. Sayın Baykal şöyle bir insandır“, o hissiyatı yanındaki arkadaş alınca aramıştır.

İzinsiz arayabilir mi?

Tabii ki Hoca Efendi’den izinsiz o telefonu açamaz. ”Bunu paylaşabilir miyim?“ diye sormuştur. Sayın Gülen de, ”Paylaşabilirsin“ demiştir. Arada diyalog olmasa, kopukluk olsa ”Pensilvanya’dan gelen mesajların samimiyetine inandım“ demez.

Ama aynı konuşmada Baykal suçu hükümete attı?

Orada Baykal bizi çok zor durumda bıraktı. Bunlar ayrı ayrı söylenseydi sıkıntı yaşamayacaktık. Ama ”Samimiyete inandım“ dediği bir konuşmada elinde belge, somut bir bilgi olmadan hükümeti çok ağır eleştirmesi, Türkiye’deki fitne merkezlerini harekete geçirdi. Baykal bir taşla iki kuş vuruyor, Gülen cemaatine sempati gösterirken, hükümete ver yansın ediyor. ”CHP ile Gülen cemaatinin arası düzelecek, AK Parti ile arası bozulacak“ dediler.

(...) 

Gülen Erdoğan’ı sildi mi? 

Uzun zamandır bu dedikodu var. Gülen, Başbakan’la iddia edildiği gibi ipleri kopardı mı?

Hoca Efendi kimseyle ipleri koparmaz. Bir olay anlatayım: Birisi Hoca Efendi başta olmak üzere, bu hareketteki insanları çok üzdü. Hoca Efendi, ‘Sakın cehenneme gitsin’ demeyin. Aleyhimizde ağır yazıları yazanların bile cehenmeme gitmesini istemem. Cehennem çok kötü yerdir” dedi. Bunları silmemiş Gülen’in, hiçbir zararı olmamış Başbakan’ı sildiği iddiaları doğru değil.

Bir kopuş yaşanmıyor yani?

Gülen ABD’ye gitmeden önce siyasilerle görüşmüştür. Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, rahmetli Bülent Ecevit, Süleyman Demirel... Böyle din hizmeti yapan insanlar hükümetleri hiçbir zaman karşılarına almak istemezler. Çünkü sizin hükümetinizdir, icrai yetkileri vardır. Siz ‘eğitim’ diyorsunuz. Sizin yüzünüzden bu tür hizmetlere zarar gelmesini ister misiniz? Bizim hiçbir zaman Başbakan’la problemimiz olmadı.

 

 

AdaptiveThemes