Skip to content

Bankalı caz âleminin en iyisinin programı belli ve Hamit Belli

1 Eylül 2009, ekleyen Ali Mert

Ülkemizde/İstanbul’da, dünyanın ünlü caz müzisyenlerini dinlemek için ya Garanti sponsorlu İstanbul Caz Festivali’ne, ya İş Sanat’ın aylık programındaki konserlere, ya Babylon'daki Garanti caz yeşili konserlerine ya da Akbank Caz Festivali’ne, yani bir bankaya muhtaçsınız! Bunlar arasında en sağlamı Sabancı'nınki, yani, bu yıl 19.’su yapılan Akbank Caz Festivali. Bu yıl, tarihleri 15-25 Ekim. Sabancı'yı değil ama Akbank’ın eski genel müdürü Hamit Belli’yi, Cemal Reşit Rey salonundaki hemen her konserde ön sırada uyuklarken görebileceğiniz bu konserler dizisinde, bankacılarla değil de sahneyle ilgilenirseniz, çok esaslı şeyler dinleyebilirsiniz. Tabii, “marjinal” bir müzik, Amerikan işi, çok gürültülü, her tarafı banka kokuyor, buna para mı harcanır vb. diye dünyada müziğin geldiği son noktayı ıskalama/boşverme özgürlüğünüz de var! Siz bilirsiniz. Meraklısı için, dün ayrıntıları açıklanan (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&Date=&ArticleID=952341 ) bu yılki programa dair, bu müziği yakından takip edip dinleyen birinin izlenimleri/görüşleri şöyledir:

                                                                     

*  Bizden biriyle başlayalım. İmer Demirer Dörtlüsü. Yıllardır albüm yapması beklenen kıymetli trompetçi abimiz, yapmış nihayet. Festivalde de o albümün “canlı performansı”. Kaçırmasın meraklısı.

*  Bir “efsane” var sırada: Cecil Taylor. “Unit Structure”, “Conquistador” gibi albümleriyle caz tarihinde ve caz piyanosunda “devrim” yapmış abilerden. “Özgür caz”, “avangard” gibi kavramlara uzaksanız, bu konserden de uzak durabilirsiniz. Ama, piyanoda “salkım yöntemi” nedir, yani eller piyanonun üstünde üzüm salkımını yokluyormuş gibi belli bir düzen gözetmeksizin dolaştırılırsa ne gibi sonuçlar alınabilir, merak ediyorsanız, deneyebilirsiniz! Yanında “düdükçü” olmaksızın sahneye çıkacak olan Taylor’a davulcu Tony Oxley eşlik edecekmiş. Yani bu bir düo. Üstelik şiir de okuyacaklar ve teatral bir gösteri sergileyeceklermiş. Salkım salkım yani. Biraz zor uyuyacak bu defa Hamit Belli.

*  Trio 3 yazıyor programda, ne olduğu anlaşılmıyor. Ayrıntılı bakınca görüyorsunuz, saksofonda Oliver Lake (ne güzeldir World Saxophon Quartet), basta Reggie Workman (John Coltrane’e kadar uzanır evveliyatı), davulda Andrew Cyrille (“Ode to the living tree” albümü tavsiye). Daha ne olsun? Yine “avangard nameler” olacağı kesin, ama bu üç ismin mucizeler yaratacağı da kesin.

*  Festivalin assolistlerinden biri, Joe Lovano tabii ki. Tenor saksofonun Sicilyalı kahramanı. Son projesi US Five ile geliyor kahpe bizansa. Lovano’nun yanında 4 genç yani. Albümlerini dinledik, beğendik. Özellikle albüme de adını veren 2. şarkı Folk Art. Konserde hangi sırayla çalarlar, bilemeyiz tabii. Albümde son şarkı Ettenro, Ornette’in tersten yazılmışı. Anlamıştır meraklısı!

*  Bizim, daha doğrusu benim tavsiye edebileceğim son konser, bünyesinde Aki Takase’yi barındırıyor. Değer verdiğim(iz) Japon asıllı bir piyanist. Eskiden basçı Rufus Reid’le güzel albümler yapardı, dinlerdik. Şimdi ne yapıyor bilemiyoruz. Kefil değiliz!

Bu isimler dışında, festival kapsamında, daha popüler sanatçılar da var haliyle. Richard Bona mesela (Sting’le de albümler yapan basçı). Bir diğeri Terje Rypdal (ECM müziğinin simgelerinden, Norveçli uyuz gitarist desek, ayıp mı olur?). Bu iki ismi, Hamit Belli, bu kez yanına eski genel kurmay başkanlarından, “o tak der, ben şak yaparım” sözüyle ve oradan türetilen bir sıfatıyla da bilinen Doğan Güreş’i de alıp rahat rahat dinleyebilir/dinlenebilir. (Bu tür konserlerde hep yan yana görünürler).

Son olarak görece popüler bir isim daha var festivalde, Miles Davis’in eski perküsyoncularından Marilyn Mazur. O da “ECM müziği” yapar yer yer. Ama kötüsünden! İş Sanat’ta, birkaç yıl önce verdiği konsere, kuzenlerimin ısrarıyla götürülmüştüm, ilk sıradaydık hem de, uyumadım elbette ama çok sıkıldığım için ve ışıklandırma da yeterli olduğundan yanımdaki kitabı okudum (Hatırlıyorum, Afşar Timuçin’in İnsancıl’dan çıkmış öyküleriydi). Önce Marilyn Mazur ters ters bakmaya başladı, sonra kuzenim ayıpladı, kitabı birkaç öyküde bırakıp, başka şeyler düşünmeye çalıştım. Bunu ne kadar başardım, hatırlamıyorum.

Bir caz festivali tanıtım yazısı için, fazla uzun ve fazlasıyla öznel oldu sanırım. Kusura bakmayın, müziğe bakın; en derinlerine, en öfkelisine, en ateşlisine, en marjda ilerlerken birdenbire “en” ne kardeşim diyenine…

 

 

 

 

Yorumlar

İmer Demirer & Cem Aksel

2 Eylül 2009, yazan alicenk,
Yorum no: 771

İstanbul'da olsaydım ve tek bir konser izleme şansım olsaydı, İmer Demirer Dörtlüsü'nü tercih ederdim. Yıllar önce aynı akşam verilecek iki farklı  konser için İzmir'e gelen İmer Demirer (Tuna Ötenel konseri) ve Cem Aksel (Bülent Ortaçgil konseri) tesadüfen konser sonrası eski Punta Bar'da karşılaşmışlardı. Kontrbas'ta Kürşat And ile birlikte öyle bir döktürmüşlerdi ki, seyirciler göz yaşlarını tutamamıştı. İşte o kan gövdeyi götüren jam session (marmelat oturtması) olaylarından birisiydi.

Eğer albümde de Cem Aksel çaldıysa davulu....

Konser kadrosunda Cem Aksel var

2 Eylül 2009, yazan Ali Mert,
Yorum no: 777

Albümü bilmiyorum ama konserde Cem Aksel var. Festival sayfasında kadro şu şekilde duyurulmuş:

İmer Demirer / Tormpet, Flügelhorn

Serkan Özyılmaz / Piyano, Klavye

Matt Hall / Kontrbass

Cem Aksel / Davul

Kaynak: http://www.akbanksanat.com/web/138-6096-1-1/akbank_sanat/19__caz_festivali/19_caz_festivali_kisi/imer_demirer_quartet

 

 

 

 

AdaptiveThemes