Skip to content

Avrupa Parlamentosu Küba’ya saldırmaya devam ediyor

13 Mart 2010, ekleyen Ayşe K.

Tutuklu bulunduğu Küba’da bir cezaevinde açlık grevi yapan Orlando Zapata Tamayo, Kübalı yetkililerin ve doktorların tüm ikna çabalarına ve müdahalelerine rağmen geçen ay yaşamını yitirmişti. Bu olayın ardından, içerideki ve dışarıdaki karşı devrimciler, yaygın medya organları ile siyasi ağlarını devreye sokarak yeni bir kampanya başlatmış; her zamanki “insan hakları ihlalleri” kılıfında, Küba hükümetine ve halkına karşı saldırıya geçmişlerdi.

Bu kez “asıl iş”, Avrupa Parlamentosu’na düşmüş. 11 Mart 2010 tarihinde, konuyla ilgili bir kınama kararı almış Parlamento. Sabıka kaydı bulunan ve cezaevindeyken de türlü suçlar işlemiş olduğu belirtilen Tamayo’nun, AP tarafından “muhalif bir siyasi tutuklu” olarak tanımlandığı kararda, Küba, “önlenebilir” olan “gaddarca” ölümden sorumlu tutularak şiddetle kınanmış.
 
14 çekimser ve 30’a karşı 509 oyla kabul edilen kararda, bu olay karşısında, Küba için yapılması gerekenler sıralanırken şu ifade kullanılmış:
 
“Küba’da demokratik bir siyasi rejimin kurulması için AB kurumlarını, barışçıl bir sürecin başlatılmasını koşulsuz desteklemeye sevk etmek”.
 
Küba Ulusal Halk İktidarı Meclisi de, konuyla ilgili olarak bir açıklama yayınlayarak kararı, duygu sömürüsü ve olayların çarpıtılmasını içeren, insanları aldatan, gerçeği bulandıran bir belge olarak değerlendirmiş. Ulusal Meclis, açıklamasında, Küba’nın tüm dünyada insan yaşamı için verdiği mücadele ortadayken, “önlenebilir” bir ölüme neden olma suçlamasının asılsızlığına değinmiş.
 
Aynı bildiride Meclis, Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilen zengin ülkelerin, yoksul ülkeleri kalkınma yardımlarından mahrum bırakma kararları nedeniyle, bu ülkelerde çocuklar başta olmak üzere sayısız yaşamın yitirildiğini; böyle bir kararın, kitlesel ölüm cezası anlamına geldiğinin herkes tarafından bilindiğini ama onların israfa ve gösterişe devam etmeyi seçtiklerini anımsatmış.
 
Böyle ayrımcı bir kınamanın, yalnızca kahraman bir halkı boyun eğdirmeye çalışıp da başarısız olan bir politikadan ileri gelebileceğini bildirmiş.
 
Avrupa’nın komünist partileri de AP’nin aldığı bu kararı kınamaya başlamışlar.
 
Yunanistan Komünist Partisi tarafından yapılan açıklamada, ölüm olayını kullanan AP’nin tutumu “provakatif” ve “iki yüzlü” olarak tanımlanmış. YKP, AP içindeki merkez sağın, merkez solun ve yeşillerin, utanmazca, Honduras darbesini desteklediklerini; buna karşın, ülkede onlarca muhalif göstericinin katledilmesini, Kolombiya’da Devlet ve Uribe rejiminin paramiliter örgütleri tarafından yüzlerce sendikacının öldürülmesini, ABD’nin Küba’ya karşı beslediği, eğittiği ve finansmanını sağladığı ajanların planlı terörist saldırıları karşısında ülkelerini savunan 5 Kübalı yurtseverin ABD cezaevlerinde haksız yere tutuklu bulunmalarını kınamadıklarını belirtmiş.
 
YKP bildirisinde, Küba’da bir sosyalist hükümetin bulunması, üretim araçlarının kamulaştırılması ve insanın insan tarafından sömürüsüne son verilmiş olmasının, ABD’nin ambargosuna, tüm emperyalist merkezlerin 50 yıldır süren toplu savaşına rağmen, kahramanca direnen Küba halkının sosyalizmi ve onun büyük kazanımlarını savunmasının sermayeye ve onun siyasi yandaşlarına asıl sıkıntı veren konu olduğu vurgulanmış. Sosyalist Küba örneğinin, Latin Amerika halklarına ve tekellerin gücü altında ezilmiş diğer dünya halklarına örnek olmasından; sağlıkta, eğitimde, halka konut sağlamada Küba’nın büyük başarılarından, emekçilere tanınan geniş haklardan, Küba halkının özgür olmasından ve tüm bunların sosyalizmin kapitalizme üstünlüğünün kesin kanıtı olarak gözler önüne serilmesinden korku duyulduğu ifade edilmiş.
 
Kararı kınayan İspanya Komünist Partisi Genel Sekreteri Centella ise, bunu, “bir utanç belgesi olmasının yanı sıra, AB’nin Küba Devrimi’ni yıkmak isteyenlerin emirlerine boyun eğişinin göstergesi” olarak yorumlamış.  Almanya Parlamentosu Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen de kararı, “uluslararası hukuk kurallarını açıkça ihlal eden bir saldırı” olarak değerlendirmiş. Almanya Küba Dostluk Derneği Başkanı ise Küba’daki herhangi bir hükümlünün AP’nin umurunda olmadığını, sadece Küba’yı suçlamak için bahane yaratmaya çalıştığını belirtmiş.
 
Kararı yorumlayan Prensa Latina ise, kararın tek amacının, yıllardır süren ABD ambargosu ve AB de dahil iç işlerine karışılmasıyla hakları ihlal edilen Küba halkını ve hükümetini mahkûm etmek olduğunu, AP’nin bu kararının, Avrupa Devletleri'nin hâlâ süren sömürgeci tavrının göstergesi olarak tarihe geçeceğini vurgulamış.
 
Kaynaklar:
 
http://www.europarl.europa.eu/sides/getDoc.do?type=TA&reference=P7-TA-2010-0063&format=XML&language=EN
 

www.europarl.europa.eu/news/expert/infopress_page/015-70350-067-03-11-902-20100310IPR70349-08-03-2010-2010-false/default_en.htm

http://www.prensa-latina.cu/index.php?option=com_content&task=view&id=169943&Itemid=1
 
http://inter.kke.gr/News/2010news/2010-03-toyssas-cuba
 
http://www.ain.cubaweb.cu/idioma/ingles/2010/0312liderespanol.htm

 

Yorumlar

Sormaya devam ediyor yoldaş!

13 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2212

Biri hapiste açlık grevi yapmış, sonunda ölmüşse ölmüş kime ne, hele bedeninde hayatın söndüğü dört duvar bir sosyalist ülkedeyse tarihin cilvesi olarak bize ne. Biz bu insanın aylarca açlık grevi yapma nedeniyle ilgilenmeyiz, Batının bedenini iradesini satın aldığından eylemi planladığından eminiz, sosyalist ülkelerde olup biten kötü olaylar dış mihrakların bir dizi hain komplosundan başka neyle açıklanabilir ki? Bu insan da devrimci olmadığına göre “karşı devrimcidir” yani safi bir hain yada bir salak. Bugün ardında güçlü bir sosyalist blok olmadığından kolayca kurulamayan ölüm mangalarının fiili işini kendi gören, hapishanede kendi kararıyla yaşamını dünyanın önünde ağır ağır sonlandıran bu insan bir suçludur, gerisi yani ölüme itildiği sebepler, niye ölümü seçtiği falan önemli değil. Küba'nın toplumsal yapısında, adalet sisteminde, yönetim anlayışında aksayan yanların olabileceğini düşünmeye lüzum yok. Bunları tartışırsak, eleştirirsek ayıp ederiz, karşı devrimci, Küba karşıtı oluruz.

Bastırdığımız sol duyumuz, vicdanımız, zihnimizden yükselen sorular bizi rahatsız etmez, ortodoks stalinist ahmaklık ve diktatoryanın popülist perdesi bize yeter. İdeolojik referansımız yoldaş führer Stalin olduktan sonra, gerisi kolay değil mi Ayşe Hanım?: aşağılık sağcı beyin takımını bir adım geçemeden bütün pişkinliğimizle geçmiş için sorduğumuz gibi bugün için de sormaya devam ederiz: Bir İNSAN ölmüş öldürülmüş, işkence görmüş olabilir ama KANIT NERDE?

Küba'nın derdini, sıkıntısını

14 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2216

Küba'nın derdini, sıkıntısını en çok dert eden, gerektiğinde sorgulamasını da bilenleriz. Merak etmeyesin en başta Küba'lı komünistler sorgular kendini. Ama AB denen emperyalist örgütlenmenin neyi amaçladığını anlama uyanıklığını göstercek kadar sınıf aklımız var...

Saldırıken durduğun zemini sakın antisosyalizmden ayırma! İktidar varsa ''baskının'' sorgulanması şarttır!

Herhalde 5 yıl önce emeğin Avrupa'sını savunuyondur; o da uçtu gidiyor, şimdi nereye geçtin kimbilir!? ''Demokratik bir birlik'' böyle bir karara gitmişse tabi ilk iş sosyalizmin kendini sorgulaması olmalıdır!

ABD'nin beslemeleri örgütlemez bunları zaten Küba ve biz uyduruyoruz! ABD'nin sadece Küba'nın yıkılmasından sorumlu yöneticileri ve bütçeleri yoktur! Bunlar Küba içinde ve Miami'de karşı devrimci, yarım yamalak politize tam anlamıyla mafyatik yapılanmalarını beslemezler! Bu örgütlenmeler ayrıca Latin Dünyasının tüm ilerici /sosyalist yapıanmalarına saldırı mekanizmaları değildir!

Ben ne anlatıyom ki sana!

Son paragrafını etmesen gene oturup konuşulabilir bir güzelliği varmı diye aklının...

II. Dünya savaşında içlerinde o ğ l u n u n da olduğu 22.000.000 Sovyet vatandaşını kaybetmiş ülkenin lideri Stalin kardeşim kovalasın seni o utanmadan mırladığın delikten!

Delikten "yüzük kardeşliği"ne yada ahmaklığına...

15 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2280

Son paragraf insanı yok sayan devrimci anlayışlara bağlılığınızın, vicdansızlığa varan körlüğünüzün nedenini açıklıyor, allayıp pullayamam bi de kusura kalma kardeşim. Merak etmeyin biz sizden ve bilhassa Stalin’den daha fazla saygı duyuyoruz içinde Stalin’in oğlu da bulunan o 22 milyon kahramana! Önce savaşın başlamasına yol açan tezgahların sahibi olup sonra iç-dış siyasetteki başarısızlığını örtmek adına “milyonlar ölmüşse bu sadece bir istatistiktir” lafını kullanarak o 22 milyon kahraman ve daha başkaları için “istatistik” diyen basiretsizin aklı çalışmazın koftiden kahramanlığını önümüze getirecek kadar küçülmeyin! Dilinize dolanan tek kahramanlığın basit hikayesi de bundan ibarettir. Kalkıp burdan ona buna militer kahramanlık masalları anlatmayın! (Yüzük) kardeşinizden sonra ölen 22 milyona bir saygısızlık da siz yapmayın! (harbi olup delikte adam kovalatmak kolay iş değil, yemezler paşam!) ysa

Bu da mı münferit bir vaka? El insaf artık!

16 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2300

Psikolog, gazeteci, 48 yaşında, Fidel’e inanmış bir sosyalist. Babası Che’nin komutasında savaşmış, kendisi devrime hizmet etmiş, Angola’da savaşmış yara almış. Muhalif olunca hapse atılıyor. Şimdi açlık grevinde, sağlık durumu çok kötü olan 26 düşünce suçlusu serbest bırakılana kadar açlık grevine devam edeceğini söylüyor. İşte son hali bu: http://www.moonbattery.com/archives/guillermo-farinas.jpg http://www.reuters.com/article/idUSTRE6244DJ20100305 Şu anda yukarıya yazdığınız kişi öldükten sonra işte bu insan da ölüm yolunda. Küba Tamayo gibi ona da satılmış hain demekle yetiniyor! Siz de hala onun bunun komplosu ile açıklamaya çalışın durun aynen SSCB için yaptığınız gibi. İnsanın yok edilişini insanı yüceltecek biricik sistemi savunuyor olma görüntüsü altında meşru kılın bakalım. Bu insanlar, yahu kara cahil bir adam mı doktorasını yapmış bir psikolog, babası savaşçı, kendi devrim kadrolarında görev almış biri, ölümü seçiyor elindeki son güçle ama siz hala alay ediyorsunuz, taraflı haber yapıyorsunuz, karşı devrimci diye kesip atıyorsunuz tüm kanlı diktatörlüklerde yapıldığı gibi, bana yönelttiğiniz dur düşün acaba medya yalanı mı uyarısının çeyreğini düşünmüyorsunuz. Farinas’ın haberini niye yapmıyorsunuz? Değeri hiç yok değil mi? Ölür giderse bile olmayacak. Haber değeri olması için ABnin ABDnin bu olayı kullanması, medyanın yayması lazım. Bakın işte Küba’ya saldırılıyor yaygarasını koparmanız için lazım bu. Onlardan hiçbir farkınız yok sizin. Onlar nasıl bunu kullanıyorlarsa, siz de kullanıyorsunuz. İnsan hayatının devrimci değilse eğer anlamı bundan ibaret sizin için. Sonra bi de gel arkama takıl diyorsunuz insanlara, olacak şey değil. Ben ama hiç haret etmiyorum, dün de korku saçan kurumsallaşmış zihni yapı insanları, komünist olanlarını bile katletmişti, bugün onu olduğu gibi savunuyorsunuz, bunu da pekala hasır altı edersiniz gider. Teknoloji olmasa ve öğrenemesek kimbilir ne kılıflar uydururdunuz. Bahis konusu bu kadar hassas insan yaşamı olunca ve en temel haklarının, hayatının değersizliği sosyalizm adına savunuluyorsa insanın sinirine hakim olması çok zor, içimden çok daha acımasız sıfatlar geçiyor ama rencide oluyorsunuz samimi duygu ve düşüncelerimden.! Utanma diye bir şeyin olduğunu başkalarına söylerken siz de hatırlayın artık! Sizinle uğraşmıyorum, zihni yapınızla derdim, bu iğrenç tutumunuzun tek kaynağı körü körüne bağlı olduğunuz en pespaye ve aşağılık haliyle Stalinizm. Ölüm çözümdür diye düşünen bir ucubenin, anlamaz bilmez bir despotun pespaye öğretisinin geldiği insanlık dışı durumla yüzleşin artık, etrafa yaydıklarınız zehir oluyor zira.

Sen takılma

16 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2304

Seni 'gel bize takıl' diye çağırmaz kimse, korkma. Söylediklerin de vicdanımda hiiç etki uyandırmıyor. Küba'da çocuklar iyi yaşıyor, sağlıklı besleniyor, 16 yaşında oy kullanıp bedava eğitim görüyor. Bu yüzden Küba'yı takdir ediyoruz. Bu bahsettiğin arkadaşları da savunan çok. Onlarla ilgilenmek de senin işin olsun. Samimiyetle ilgilendiğine inanıyoruz. Ama müslüman mahallesinde salyangoz satıyorsun. Alıcısı burada değil. Taraf'a göndersene, 'Küba Faşisttir' isimli dosyandan sonra sana da köşe verirler.

Zehir dedin de...

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabîb
Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır

Artık kabak tadı veriyorsun. İnşaallah, Stalin kadar taş düşer başına...

Küba karşıtı demokrasi mırmırcılığı üzerine son deneme 2!

16 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2308

Başlangıcından sonuna kadar Stalin şöyle Stalin böyle ne güzel geldik Küba düşmanlığından buraya. Tabi biz bu yolculuğu '''Neredeeeen nereye!'' diye karşılayanlardan değiliz. Son derece manidardır, tutarlıdır gelinen yol ve izlenilen rota. Daha burda söyleyemediklerine dair birkaç ekleme ve tahminde de bulunsakmı acep!... Allayıp pullamana gerek yok. Söylemişsin ya ondan diyorum. Ne yapsan ''kabak gibi ortadasın'' derler ya hani öyle. Burda benim ne diyeceğim önemli oluyor gibi gelebilir ilk bakışta. Ama onun da önemi yok. Sovyet liderini Führer diye tarif etmeyle başlayan ve yaklaşık 10 saldırgan sıfatın arka arkaya sıralandığı 10 satırlık yazı! Şimdi vatandaşa 1930'lardan başla söylemeye::: AKP'nin yenilgiye uğratılması (aman ha sizin demokratlarınız değil Alman Komünist Partisi yanlış anlamayasın!), Hitler'in başa geçmesi, emperyalistlerin Sovyet yurduna yönelik hesapları-bunun görülmesiyle içerde alınan tedbirler, politika değişiklikleri, sanayileşme/kolektivizasyon, 1938'de Almanya-İngiltere görüşmesi, Avusturya'nın işgali, Moğolistan İşgali'ni Kızılordu'nun püskürtmesi, Çekoslovakya'nın işgali...Bu dönemler içinde Fransa ve İngiltere'ye yapılan sayısız antifaşist saldırmazlık paktı önerileri. Savaşı Sovyetler'in yurduna yıkma girişimlerine yönelik emperyalist hesaplamalar ve birebir bunlarla uğraşmakta olan Sovyet diplomasisi. Ya da savaşın devamında Normandiye çıkarmasına kadar ki süreç, İzlanda hadisesi vs vs vs. Şimdi bizim demokrat solcumuz bunlardan beğendiğine bir çentik atıp bir anısıyla birleştirip zırıltıya devam. Yalanım yok aklımı zorlayan yerler var Sovyetler'in izlemek zorunda kaldığı yola dair. Ve şu anda; karardan 70 yıl sonra ''sol'' mırın-kırıncılarla bunu tartışmanın zorluğu SBKP üyelerinin, FKP, İngiliz ve İtalyan Komünistleri'nin yaşadığı zorluklar yanında hakkaten hiçbir değer taşımamaktadır. ABD'nin soğuk savaş tarihçilerinden beter, Perestroyka'nın Dünya Savaş'larındaki Sovyet zaferi nasıl hırpalanırcı karşı devrimcileriyle aynı yolu adımlayanlara üsluplarına uygun delikler bulmaya devam edeceğiz elbette. Hiç kafanı yorma senle aklımızı zorlayan yerleri tartışmayız ancak gericiliğin ve karşı devrimin mücadelesini yaparız. Stalingrad, Leningrad (yeni adlarını kullan sen demokrasi mabedi burjuva ahlakınca) direnişlerine burun kıvırıp, kendini tutamadan, yılışıkça ünlem işaretlerinle dalga geçmeye kalktığın milyonlarca komünistin ve yurtseverin anısı önünde saygıyla eğilmeyi bilen gelenekleri de yaratmıştır bu direniş. İnsanlar ateşin içinde, ölüm kalım mücadelesi verirken cephe gerisinde faşistlerin uçaklarından atılan yaşasın Hitler bildirileriyle beraber ''Kahrolsun Hitler, Kahrolası Stalin'' bildirilerini dağıtan ihanetçi geleneklerde yaratmıştır elbette. Bu alçak saldırganlığa karşı direnişe yabancılaşıp içinden bir işçi sınıfı ''ayaklanması'' bekleyen, Stalin ve Kızıl Ordu karşıtı bir komplo çıkarmaya sıkılanmış akıllarda görülmüştür ne acı ki. Türkiye'de de devrimi güncelleyebilen bir aklı kurmayı sağlayan duruştur burda senin mırlamalarına yanıt verdirten. Yoksa ne güzel olurdu (!) sabah akşam Stalin'e ve Sovyetler'e küfretmek ya da hadi bugüne geleyim Latin Amerika'da durdurak bilmeyen sınıf mücadelesinde, ABD ve AB ile aynı değirmene su taşımak ... Küba'yı anlayamazsın tabi AB'cilik dışında tasavvurun olmazsa. Pakistan'da, Haiti'de, Afrika'da vs... insanlığın yaşadığı felaketlere karşı vicdan olan sosyalist ülkeyi görmezden gelecek kadar gözleriniz kör, kulaklarınız sağır. Beğenmediğin Küba'da sokaklarında insanların güvenle dolaşmadığı tek cadde yok ABD ve AB demokratı ''kardeşim''. Senin ülkende son üç yılda dur ihtarlarına uymadığı gerekçesiyle öldürülen insan sayısını bilmezsin ama bugüne kadar Küba'nın sokakları ne de polis istasyonları böylesine insanlık dışılıklara tanıklık etmedi. Tabi bunlar Soros'un sivil toplum örgütlenmelerinden öğrenilmiyor... Açlık grevinde ölümün karmaşasını da yaşasak yöntemimiz aynıdır bunu AB/ABD komiseri ''solcu'' mırmırcılarıyla tartıştırmayız bile. Bir de Morales ve Chaves yoldaşlarımız gelir aklımıza kusura kalmayın. Fidel'in yoldaşlarından Chaves için ABD'den bir aktör Sean Penn kardeşimiz Chaves'e bulaşanlara ne demişti?... Bunu da sen araştır artık. Ne kendinize ne de sosyalizme inancınız var. Nerde sosyalist bir devlet ve reel soyalizm öyküsü var hurrrraaaaa! Kalkıştıracak bir kafa olmayınca yaptıklarınız ''paşam'' kusura bak ama mırlamanın ötesine geçmiyor... Bu paşam meselesini sevdim pek genç ve sivil buldum ama ''kararlı'' bir hava ve Taraf laşma seziyorum...:-) Bir de ne demişsin dur bakiiim! Stalin için; '' Önce savaşın başlamasına yol açan tezgahların sahibi olup...''. Gülsem mi, utanç mı duysam, sevinsem mi kendini zavallılaştırmasına düşmanım kadar bana uzak solcunun... Git bir kapitalist krizleri, emperyalizmi mi .... İşe yarıcağını bilsem o da ümitsiz...Ya da şöyle Can Baba'dan uygun şiirlerinden bir tanesini mi savursam ağız dolusu... Ama bu zavallıkla vakit harcanmayacak dahasöz verdim kendime! Hadi sivilist seni!

ilginç

17 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2314

ne tuhaf siz solcular hep böyle birbirinize mi sldırırsınız onun için mi parçalarınızı biraraya getirip bir bütün olamıyorsunuz.hem birbirinizi hep suçluyor hem ben daha solcuyum havasına giriyorsunuz.kullandığınız cümlelerden anladığım kadarıyla teoride çok bilgi sahibisiniz ama bu bilginizle sürekli birbirinize saldırıyorsunuz valla güya ben de solcuyum ama solculuk sürekli kavga etmek birbirini aşağılmaksa ne bileyim ya hangi sol içerikli bir siteye girip birşeyler öğrenmeye çalışsam hep birbirine hakaret eden bilgili ama tuhaf insanlarla karşılaşıyorum

Küba’dan açlık grevindeki Farinas’la ilgili açıklama

17 Mart 2010, yazan Ayşe K.,
Yorum no: 2318

Yukarıda sözü edilen ve işlemiş olduğu suçun cezası olarak Küba yasalarına uygun biçimde tutuklu bulunduğu evinde açlık grevi yapmayı tercih eden Farinas hakkında bir açıklama yayınlanmış.

Yapılan açıklamada, öncelikle, Batı medyasının önceden “uydurulmuş” yalanlarla Küba’ya karşı kampanyaya başladığına dikkat çekilmiş ve Küba’nın hiçbir biçimde şantaj ya da baskılara boyun eğmeyeceği bildirilmiş.
 
Yaygın medyanın ikiyüzlülüğünün de dile getirildiği açıklamada, Batı medyasının, Küba’da başlatılan ve yarım milyon çocuğun daha sağlıklı koşullarda yaşamasını garanti altına alan çocuk felci aşısı kampanyasına neredeyse hiç ilgi duymadığı, birçok Kübalı doktorun yıkılmış Haiti’de hazır bulunduğu haberlerini iletmekten kaçındığı, ama Küba karşıtı kötücül başlıklarla, kendi ifadesine göre, açlık grevi yaparak, Küba’nın bağımsızlığına ve anayasal düzenine karşı dış ülkelerin çıkarlarına hizmet etmeleri nedeniyle tutuklu bulunan 20’den fazla muhalifin serbest bırakılmasını sağlamaya çalışan Guillermo Fariñas Hernandez’e destek verdiği belirtilmiş.
 
Açıklamanın sonraki kısımlarında, Farinas hakkında detaylı bilgi verilmiş:
 
Farinas, 1995 yılı sonunda çalıştığı sağlık kurumunda bir kadın çalışana saldırmış ve kadının yüzünden ve kollarından yara almasına neden olmuş. Bu saldırısının sonucunda, Farinas 3 yıl ev hapsi ve 600 Küba pezosu ödeme cezası almış. Bu, açıkça onun kişilik bozukluklarını ortaya çıkartan politik olmayan bir eylemmiş. Adaletin yerine getirilmesini önlemek için o zaman da bir açlık grevine başlamış ve sonrasında da açıkça bir muhalif haline gelmiş.
 
Kendi davası hakkında karşıt birçok radyo kanalında beyanatta bulunmuş, olayı çarpıtmış ve eğer istekleri yerine getirilmezse ölmeye niyetli olduğunu dile getirmiş.
 
2002 yılında, Farinas şiddet içeren davranışını ve Küba’yı aşağılama niyetini bir kez daha gözler önüne sermiş. Santa Clara’da Luis Posada Carriles tarafından gerçekleştirilen bir terörist saldırıyı önlemiş olan yaşlı bir adama baston ile saldırmış. Saldırı sonucunda tıbbi müdahale ile yaralı adamın dalağı alınmış. Bu olay sonucunda, Farinas 5 yıl 10 ay hapis cezası almış ve gene açlık grevi gösterisini kullanmaya başlamış.
 
Açlık greviyle ilgili olarak hafif sıvı kaybı sorunu ortaya çıkmış ve uygun şekilde kendisine tıbbi müdahale yapılmış. Grevi bırakmış ancak 4 Kasım 2002 tarihinde, iyileşmesi için yatmakta olduğu cezaevi revirine TV konulması talebiyle greve yeniden başlamış. 5 Aralık’ta, sağlık durumu ve Küba adaletinin insani mefhumları doğrultusunda kendisine cezaevi dışında cezasını çekmesi için bir belge verilmiş.
 
Farinas, ABD’nin radyo kanalı Radio Marti ve benzer Küba karşıtı radyo kanallarının sürekli muhabiriymiş. SINA ve ülkede huzur bozucu faaliyetleri teşvik eden bazı Avrupa diplomatik merkezlerinde uzun süre hizmette bulunmuş. Bu kuruluşlardan talimat almış, para ve gereç elde etmiş.
 
Açıklamada, Farinas’ın ölüme terk edildiği yönünde çarpıtma dolu haber ve yazılara da yanıt verilmiş:
 
Doktorların, bir insanın açlık grevi yapma seçimine saygı göstermesini gerektiren belli biyoetik ilkeler bulunmaktaymış. Bu nedenle de, Kuzey Amerikalı yetkililerin tutukluların haklarını mütemadiyen ihlal ettikleri Guantanamo, Abu Ghraib ve Bagram cezaevlerinde olduğu gibi, bir açlık grevcisinin yemek yemesini sağlamanın yolu bulunmuyormuş, doktorlar ancak hasta şoka girdiğinde ve yaşamsal limitlerinin üst sınırına yaklaşıp geri dönmesinin mümkün olmadığı durumda müdahale edebilirlermiş.
 
Biteviye yürüttüğü açlık grevi dönemleri nedeniyle, Farinas’ın organizması önemli ölçüde hasar görmüş. Şu an hayatta olması bile, muhalif olup olmadığı gözetilmeden aldığı nitelikli tıbbi yardım sayesindeymiş.
 
Açıklamada, Küba’nın siyasi sistemini kötülemek üzere kasıtlıca yaratılmış bir sorunu çözmek için tıbbın yapabileceği bir şey olmadığı, bunun hastanın kendisine, yabancı diplomatlara ve medyayı manipüle eden muhaliflere bağlı olduğu; sonuçların tek sorumlusunun da bunlar olacağı belirtilmiş.
 
 
Küba Ulusal Televizyonu’nda da, açlık grevi sonucunda yaşamını yitiren Tamayo’nun açlık grevi boyunca kendisine yapılan tıbbi yardımlar, sağlık durumu hakkında doktorların açıklamaları ve Tamayo’nun annesinin konuyla ilgili görüşlerini içeren bir program yayınlanmış. Zamanım yeterli olmadığı için aktaramıyorum. Bağlantısı aşağıda bulunuyor:
 
 
 

2314 nolu yorumun ziyaretçisine;

17 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2324

yorum sahibi arkadaşın kaygılarını ve düşüncelerini saygıyla ve biraz utanmayla okudum. elbette söylenebilecek şeyler var. ancak bunu buradan ifade edebilmek zor. anlatabilmek ve paylaşabilmek isterdim... oluşan yargılarını değiştirebilmek için ne yapılabilir bilmiyorum ''polemiğin'' itici kısımları için özür dilerim. haklılık zeminini tartışmadan...

 

 

AdaptiveThemes