Skip to content

Avatar ne yahu?

28 Aralık 2009, ekleyen Ali Mert

Ben onu aslen forum ortamlarında seçilen küçük resim/illüstrasyon zannediyordum, onun ötesinde bir çizgi kahraman olabileceğini de düşünmüştüm, şimdi de filme dönüşmüş olma ihtimali üzerinde duruyorum. Hatta, sinema dünyasına bomba gibi düşen bir şey olmasından kıllanıyorum. Feyzbukta gördüm, “hastasıyım” diye yazıp çizenler var, seveni, hayranı çok anladığım kadarıyla. Matrix gibi bir şey ya da ötesi de olabilir. Merak ettim, sözlük, mözlük, sörf mörf biraz izini sürünce şu türden şeylere denk geldim, film galiba:

+ Cameron yönetmiş bunu.
+ Fantastik ya da bilim kurgu olma ihtimali yüksek.
+ Finalinde ufak bir hata olduğu söyleniyor. Herkes bulamıyormuş. Bu tür “şeyler”de sık rastlanan bir durumdur. Başında, ortasında, kıçında mantık hataları olur, ama bunun çözümü "başka türlü bir mantık"ta bulunur.
+ Görsel efektleri olağanüstüymüş. “Görsel açıdan doyurucu” da deniyor. “3 D, real D vb. yapcaz diye çok kasmışlar be abi”, diyen bir azınlık da mevcut.
+ Meseleye daha teknik yaklaşıp “Real D 3 D, Imax 3 D, 3 D,  Xpand 3 D seçenekleri mevcut” diyenler var. Yani, seçeneksiz değilsiniz. Hatta, seçeneksizseniz seçenek sizsiniz.
+ Özel gözlüklerle izleyenler var, kimisi hoşnut, hoşnutsuz kimisi.
+ Harika bir eleştirisi var: “Filmi izlemeyi heyecanlı kılan unsur, filmin çok dengeli olması. Aşk, siyaset, savaş vb., hiçbir öge diğerinin önüne geçmiyor.” Bir filmden daha ne beklenir ki?
+  Görkemli ve epik sözcükleri kullanılıyor. Grotesk diyen pek yok. Epik derken, Brecht’i düşünen de yoktur herhalde.
+ Çok Oscar alacağı konusunda kimsenin şüphesi yok.
+ Kutu ofisleri (box office) altüst etmiş. Hasılat ki ne hasılat.
+ “Lan olm bu kadar klişe bir senaryoyu sırf görsel numaralarla nasıl da kakaladılar size” diye dalgasını bulan entel dantel marcinal film izleyicilerine, git sen Fassbinder’ini izle muamelesi yapılıyor.
+ İşte, bir tane de tanım buldum: Avatar = İnsan DNA’sı ile Pandora’nın yerel halkı na’vilerin genlerinin birleştirilmesiyle oluşan insan + na’vimsi yaşam formu.
 + Demek belli bir formu var. Yaşamla bağlantısı da. Dünyadan/hayattan uzak, cahil biri olduğum iyice açığa çıktı sonunda. 
+ Biri şu yaşam formunu, film formunda, virüslerle, cezalarla falan da uğraşmadan nasıl beleşe görebileceğimizi yazarsa, makbule geçer! 3, 4, 5 D fark etmez, D'siz de olur. Olmadı, Fassbinder izleyeyim, cahilliğimi seveyim...
 
 

Yorumlar

çizgi olanı

28 Aralık 2009, yazan habiskurus,
Yorum no: 1595

 film konusundaki cahilligimi kapatan bir yazı oldu, ancak filmin öncesinde var olan bir durumu da ben arzedeyim efendim:

"The Last Airbender" alt başlıgıyla popüler olmuş bir de Avatar çizgi filmi var ve filmi çok çok önceliyor (hatta çizgi filmin başarısı sonucu Shyamalan'ın bir film çekmeye başladıgı duyulur duyulmaz şu anda çıkmış olan filmin de duyurusu yapılmıştı, gerçekten de bu filmin çizgi filmin başarısından nasiplenmek gibi bir kaygıyla ismini böyle koydugunu düşünüyorum).

böyle ciddi bir ortamda, her ne kadar on yaşındaki oglum sayesinde seyrettigim gibi bir yalana meyilli de olsam itiraf edeyim ki ogluma ben seyrettirdim; ha begendi, o ayrı. sienbisie yayınladı da öyle haberdar oldum ben sahsen. ama çok begendigim için kaçırdıgım bölümler de dahil olmak üzere tümünü, bazı kaynaklardan edindim (dividisi varmis, benim edinmemi saglayan hiç tanımadıgım arkadasımın belirttigi üzere). tavsiye ederim bu kurgusal bir dünyada geçen öyküyü. başarılı yapılmış bir çizgi film. çocuklara hitabettigi kadar büyükleri dahi cezbeden az çizgi film vardır. konusunun su andaki film ile hiçbir ilgisi yok ancak dedigim gibi filminin çekilmekte oldugunu zannediyorum; ha ismi ne olur artık onu bilemem.  

Ne kadar kötü bir yazı

29 Aralık 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1601

Vizyona film düştü, dur ezberden yazayım diye yazılmış anlaşılan.
Avatar her solcunun izlemesi, bir arkadaşını götürüp üzerine sohbet etmesi gereken bir film.

avatarı izledim!! iyi ki ve maalesef

29 Aralık 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1602

avatar yazınızı okudum, hatta "Avatar her solcunun izlemesi, bir arkadaşını götürüp üzerine sohbet etmesi gereken bir film." ! yorumunu da...

ben bir hata yapıp ablamın aldığı biletle (allahtan para vermedim) filmi izledim.
bence çok kötü bir filmdi. aslında film başlamadan ben sinir olmaya başlamıştım. tepe cinebonus, seyircisinin sabrını önceden ölçüyor zaten, bunlar ne kadar dayanıklı acaba diye! yaklaşık 25 dakika reklam izledik ve koskoca salonda buna ses çıkaran üç kişiydik, herkes reklamları bile o gözlüklerle izledi heyecanla, reklam da üç boyutlu gözükür umuduyla olsa gerek...

sonra film başladı. başka bir gezegen, o gezegendeki değerli bir taşı çıkarmak için oradaki yerli bir kabilenin hayatını bozmaya çalışan insanoğlu... (burada zorlarsak bir kapitalizm vurgusu bulabiliriz tabii. dünyada yağmalanacak yer bırakmayıp elini uzaya atan barbarlar).

"bilim kurgu bir filme geldik, hiçbir şey anlamayacağız" korkusuyla filmi izlemeye başlayan bizler, filmin devamında "waooow" yapılacak sahnelerde "puuhhh" diye gülmeye başladık. meğersem hikayenin iskeleti bir adile naşit münir özkul ya da bir kızılderili amerikalı filminden aşırmaymış... biz dünyada geçen ve aynı hikayeye dayalı bir sürü film izlemişiz. ama o filmler bize "bilim kurgu, çok yeni bir şey" safsatalarına benzer şeylerle yutturulmaya çalışılmamış.

yani nedir, değerli taş uğruna hayatlarına müdahale edilecek, yaşadığı topraklar alt üst edilecek olan insanlar...ama işin kötü tarafı bilim kurgu yapma derdine, yani bu bilindik hikayeyi teknolojik unsurları kullanarak farklı bir hikayeymiş gibi yutturma derdine, bu "mesajı" da verememiş bu film. ve ne olmuş bizim gibiler isyan edip filmin yarısında çıkmış (biz üç kişiydik =) ). her solcu bunu mutlaka izlesin hatta arkadaşını da götürsün bir de tartışsınlar diye yazan arkadaş Kaz Dağları'ndan altın çıkarma sevdalılarını okusun, tartışsın, kentsel dönüşüm safsatasıyla yerlerinden yurtlarından kovulan insanların durumunu okusun (sırada kuştepe var: bir avatar da oraya gerek). bir sürü başka örnek de vardır tabi benim aklıma gelenler bunlar. hikayenin iskeleti bu.

ayrıca nedir bu ilkel hayat, kabile hayranlığı anlamadık gitti. insanlar boşuna mı mücadele etmişler, aydınlama, sanayi devrimi olmuş, modern bir hayat kurulmuş hala büyülü, dinin belirleyici olduğu, mistik bir hayatın propagandasının yapıldığı filmlere büyük bir hayranlık.

feodal olanı korumalar, "o da kendi özerkliğiyle, gelenekleriyle güzel amaa" çığırtkanlığı yapmalar... anlamak güç doğrusu. avatarı "solcu" oldukları için sevenler bence afirika'da elmas ticareti uğruna yaşanan vahşet ile afrika'nın mistik hayatına duydukları hayranlığı (yani geri kalmışlığına) fena halde birbirine karıştırmış durumdalar. uzaktan mistik mistik, tütsü hayranlığıyla izlenen bu "geri kalmışlık" AIDS'in vücuttan atılabilmesi için cinsel ilişkiye girilmesi gerektiğini söylüyor (büyücüler söylüyor insanlar inanıyor) kimse bunun farkı değil galiba. bu yalan yüzünden özellikle güney afrika'da aile içi -özellikle küçük çocuklara- tecavüz hat safhada. bu uzaktan hayranlıkla izledikleri kültür bir toplumun çöküşü aslında. bu halklar geri kaldıkları, aydınlanmadıkları sürece, ekonomik olarak bağımlı kaldıkları sürece bu "bizlerin" uzaktan izlediği mistik halleri de devam edip gidecek zaten...

sen afrikada'daki bu mistisizmi savunduğun sürece elmas için yağmaya gelen kapitalizme ne kadar karşı çıksan boş!

işte bu yüzden aslında iran'daki, türkiye'deki kadının başörtüsüne de müdahale edilmemeli onlara göre, ne de olsa bu bir kültür ve korunmalı, değil mi?!!!

çok uzattım, kusura bakmayın... ama bir solcu avatarı izleyince bunlar oluyor, diyebilmek içindi her şey... verileni olduğu gibi almamak suç mu!

selamlar

s.

mesele konu mu?

29 Aralık 2009, yazan papasula,
Yorum no: 1603

İşin aslı ben filmi izlemedim. Konusu, tekniği, oyunculuk v.b. üzerine konuşulabilecek pek çok şey var.

Fakat kısaca değineyim asıl mevzu şu; Film bilmem kaç yüz milyar dolara mal olmuş. Büyük yapım şirketleri, harcanan onca para ve zaman, teknolojinin son imkanları v.b....  Cameron'un derdi ne bilmiyorum ama, bu filmi yapanların derdinin hiç bir zaman, "ezilen ırkların-halkların yaşadıkları eziyeti ve sömürüyü yansılayarak, kapitalizme de inceden bir sille  atmak" olmadığından eminim.

Onların tek bir hesabı var. Filmin kârı > Film için harcanan para eşitsizliğini en büyük hali ile görmek.

Bu noktada bir film çöpe atılabilir mi? Bu tartışıla dursun, Yukardaki formül ekseninde bana dünyanın en güzel direniş öyküsünü de anlatsalar, benim için "sinema sanatı" olarak bi değeri yok. Kez'a "Dünyayı Sarsan 10 Gün" de bu minvalde çekilseydi, onu da "film" yerine koymazdım (Biraz abarttım ama, "mübalağa" anlatımı güçlendirme tekniklerinden biridir zira).

Bir filmden zevk alırsınız, hoşça vakit geçirirsiniz, izlersiniz seversiniz ya da hoşunuza gitmez, bunlar ayrı mesle. (bu mevzuya dair Yeni Sinema 22. sayı s.67 Zahit Atam yazısını öneririm)

Avatar olayı tutunca, Yıldız Savaşları da 3D oluyormuş

29 Ocak 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 1856

Cameron'un başarısı Lucas'ı da harekete geçirmiş. "Adam 3 boyutlu yaptı, gişeyi kaptı" düşüncesiyle harekete geçen Yıldız Savaşları yönetmeni George Lucas, ünlü serisinin filmlerini yeniden-bir daha-tekrardan (re-release) çıkartmak suretiyle 3 D olayına girecekmiş. Bu müjdeli haberin detayları Guardian'da. İngilizce tabii. 3 D'yi bilen İngilizce'yi de bilir, çeviremem şimdi (bir tek, bazı okur yorumlarında 'lüften, lucas ve spielberg, size sesleniyorum, klasiklerimizi bize bırakın, onlara artık dokunmayın' diye üzülen bazı yorumcular mevcut, onları ekleyebilirim):

gerçek kaynağı: http://www.guardian.co.uk/film/filmblog/2010/jan/28/star-wars-george-lucas-avatar 

kalbimizdeki kaynağı: http://www.butuneskifilmlerin3dlisiyapilsin.com/film/onceyildizsavaslari...

Avatar'ın ne olduğu bilinemese de, na'vi'ler Türk'müş!

3 Şubat 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 1873

Radikal gazetesinde "Türk solu yine yaptı yapacağını" türünden bir haberine denk geldim, pek akıl sır erdiremedim, en iyisi sitelerine tıklayıp bakayım dedim, hakikaten naviler Türk'tür, şudur, budur diye uğraşırlarmış. Tebrikler.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=2.2.2010&ArticleID=978082

http://www.turksolu.org/268/basyazi268.htm

Türk, Kürt, İskandinav, Arap, Yunan, Mısır vb. mitolojilerindeki ögelerden hemen her fantastik filmde bulabileceğinize, ayrıca bu ögeler arasındaki benzerliklere dair uzun boylu düşünmenize gerek yok, vaktiniz varsa, haberlerin altındaki yorumları okumak daha eğlenceli...

Ne kadar kötü bir yorum

3 Şubat 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1874

Yok ya, nedenmiş? Solcu ABD film endüstrisinin sponsoru mudur?

Bence solcunun şunu demesi çok daha uygun düşer:

Değil avatar ABD'den potemkin zırhlısı çıksa gitmemek, o mendeburlara para kazandırmamak lazım.

Bir seneye kadar televizyonda çıkar zaten. İki kişi gitsen 20 kağıt asgari.

Ben seyretmiyorum, çok da mutluyum. Ha var bu yorumcu gibi trendy arkadaşlarım, 'mevzu işgale direniş ise Muntazar El Zeydi seyret 135 dakka kara geçersin, hem Avatar'a 5 basar. Pabucumun Avatarı. Yemişim avatarı. Avatarı sinkaf vs.' diyorum. Çok eğleniyorum.

 

 

AdaptiveThemes