Skip to content

Atilla Özsever'den 26 Mayıs ihanetinin kısa öyküsü

20 Mayıs 2010, ekleyen Fatih Polatlı

Cumhuriyet gazetesinde haftada bir sendikal mücadele gündemi hakkında yazan Atilla Özsever, bugünkü yazısında, "26 Mayıs genel grevi"ni değerlendirmiş. Yazıdan anlaşıldığı kadarıyla, 26 Mayıs'ta gerçek bir "genel grev"in gerçekleştirilmesi olasılığı bir hayli azalmış:

Şube başkanlarından sendikacı bir dostumuza 26 Mayısta ne olacak?” diye sordum. Kendisi de Hocam, 26 Mayıs ne, birinin doğum günü mü?” diye esprili bir cevap verdi. Aslında bu sendikacı arkadaşımız 26 Mayısta bir genel eylemden, bir genel grevden yana fakat olay o kadar sulandırıldı” ki insanlar artık şaka yoluyla cevap vermeye çalışıyor.

Bilindiği gibi TEKEL direnişi sürecinde dört konfederasyon, başta güvencesiz çalışma olmak üzere 12 temel konudaki taleplerinin AKP hükümetince yerine getirilmemesi halinde 26 Mayısta genel eyleme gideceklerini açıklamıştı. Aradan üç ay geçti, Taksimde başarılı bir 1 Mayıs mitingi yapıldı ve nihayet dört konfederasyon başkanı geçen hafta toplandı, ancak topu” yetkili kurullarına attı.

KESK, Danışma Meclisini topladıktan sonra 26 Mayıs genel eyleminin arkasında durduğunu açıkladı. DİSK de eylemden yana bir tavır koydu ancak mevcut kararın Türk-İşle birlikte alındığını belirterek Türk-İş katılmayacağı bir eylemin ortak mücadeleye gölge düşüreceğini ifade etti. Kamu-Sen de Türk-İşe göre tavır belirleyeceğini bildirdi.

Bu arada Türk-İş Başkanlar Kurulu toplandı, üst yönetim eylem kararından “caymak” için “genel eylemin ortamı yok” şeklinde bir imada bulundu. Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu’ya 1 Mayıs’ta yapılan müdahale gerekçe gösterildi. Sonuçta 25 sendika başkanı, 26 Mayıs’ta genel eylem yapılmasına “Hayır” dedi. Aralarında Tez Koop-İş, Petrol-İş, Deri-İş, Tümtis gibi sendikaların bulunduğu 6 sendika başkanı ise eylemden yana tavır koydu. Müzakere sonucunda nihai kararın dört konfederasyon başkanı tarafından verilmesi kararlaştırıldı.
 

Dört konfederasyon başkanının bugün bir görüşme yapması bekleniyor. Aslında sendikaların genel bir eylem yapmaya niyetleri yok. Birçok sendikanın şubesinde de kongre süreci başladı. Esas sorun, 22 Şubatta alınan bu kararın üç ay sonraya bırakılmasıdır. Bir anlamda eylem uzun bir sürece yayılarak soğutulmaya çalışıldı. Zaten bir süre sonra Ankaradaki TEKEL direnişi de bitmişti. Sendikacılar genel eylem için bir gerekçe kalmadığını öne sürüyor. Oysa 26 Mayıs kararının özünde güvencesiz çalışma yatıyordu. TEKEL işçilerinin başına örülen 4/C meselesi, giderek 125 bin işçiyi kapsayacak. Taşeron çalışma yaygınlaşıyor. Hafta başında Zonguldaktaki maden faciası da bir taşeron firmasına bağlı olarak çalışan 30 işçinin başına geldi. Bu tür güvencesiz çalışma statüsü, eğer gerekli tepki gösterilmezse tüm çalışma hayatına yansıtılacak.

AKP hükümeti ve sermaye sınıfı, dört konfederasyonun birlikteliğinden rahatsız oldu, sosyal güvenlik yasasında olduğu gibi emek kesiminin birlikteliği kritik dönemeçlerde bozulmaya çalışıldı, zaten sendikacılar da eyleme pek hevesli değillerdi, sonuçta emek karşıtı güçler kazançlı çıktı. 26 Mayısta göstermelik ya da eksik katılımlı bir eylem, pek fazla anlamlı olmayacak. Peki taban, işçi temsilcileri, şube yöneticileri ne yapıyor, onların bir kusuru yok mu?

İLGİLİ HABER: 

Türk-İş yönetimi 26 Mayıs genel grevinden çekilmiş!

 

 

AdaptiveThemes