Skip to content

Aman Tanrım Caster Semenya yoksa bir erkek mi?!

22 Ağustos 2009, ekleyen Nevzat Süs

Berlin’de devam eden dünya atletizm şampiyonasının bayanlar 800 m finalinde 1 dk. 55.45 salise ile altın madalya kazanan Güney Afrika’lı Caster Semenya’nın cinsiyeti tartışma konusu oldu. Boyalı basının skandal diye yorumladığı haberi karşısında, acaba kendileri bir skandala doğru gitmiyorlar mı diye düşünmeden edemiyor insan.

Rakiplerine 2,5 saniye fark atmasına karşın, Semenya’nın koşusu ne dünya rekoru ne de şampiyona rekoru içeriyor. En temel iddia ise rakiplerine fark atması olarak gösteriliyor. Oysa, daha önce Semenya 1.56 gibi bir sürede aynı mesafeyi koşmuş ve herhangi bir şüphe ortaya çıkmamıştı. Şimdi, Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF), Semenya’dan kadın olduğunu ispat etmesini istiyor. Semenya da “Şortumu-pantolonumu mu indireyim” diyor. Neyse ki, kızcağızın avukatları, ayrımcılığın ortaya çıkacağı gerekçesiyle testi kabul etmiyor.
 
Evet ortada onur kırıcı bir durum var fakat bunun siyah derili bir insana yapılması daha da beter bir durum. Peki, beyazlar bunu yüzyılı aşkın bir süredir yapmıyor mu? ABD’de derisi yüzülen, sokak ortasında katledilen, otobüslerde-tuvaletlerde beyazlarla aynı yeri kullanamayan siyahlar değil midir? Ku klux klanlar tarafından yakılanlar… Daha yüzlerce katletme ve işkence yöntemini sıralayabiliriz. Rekor sistemiyle birer yarış atına çevrilen atletlerden sadece göz önüne çıkan Semenya’nın başına gelenler, atletizmin sorunu değil, bir insanlık sorunudur.
 
“(IAAF) Testlerin jinekolog, psikolog ve iç organları uzmanlarından oluşan özel ekip tarafından yürütüleceği bildirildi.” Ne ala, yani kadını yatırıp inceleyecekler. Ya da hermafrodit olup olmadığına dair iç hastalıkları-psikologlar muayene edecekler. Ülkesindeki elemelerden şampiyonaya katılan Semenya, buraları başarıyla geçti de sizin (IAAF) testinize kaldı öyle mi?
 
Barack Obama başkan seçildiğinde, Türkiye dâhil tüm liboş çevresi zil takıp oynamıştı; “vay be ABD bile değişti”, “Bir siyah başkan bile olabiliyor”, ”biz yıllardır ABD’nin hakkını yemişiz” diye. Batılı ve ABD’li sömürge sistemi insanı tüm duygu ve düşüncelerinden ayırıp, onu sadece kendisine çağdaş bir köle durumuna getirmesini görememişsiniz henüz. Olimpiyat ya da büyük şampiyonaların, sporcuyu kullanarak rant merkezi haline gelmesi bahsettiğimiz liberalleri ilgilendirmiyor. Sonuçta onlar, varolan serbest piyasa sisteminin sürmesini sağlayan ya da teorisini kuranlardır.
 
Barack Obama da büyük ABD imparatorluğunun emrine çalışan bir siyah. Şimdi onun için de “o bir kadın”, bir erkek gibi yürümüyor dersek örneğin, ne olur? Aslında Obama jinekolog, psikolog ve iç hastalıkları, cerrah gibi uzmanlarından oluşan özel ekip tarafından kadınken erkek haline getirilmiş, yüzü değiştirilmiş, kemiklerine ek yapılmış boyu uzatılmış, gerekli uzuvlar eklenerek erkek haline getirilmiştir desek mesela ne saçma olurdu.
 
Sporun insanca yapılması, başka bir ırkın diğer bir ırkı aşağılamadan gerçekleştirilmesi mümkündür. Ama öncelikle bu şampiyonlardan rant sağlayan büyük şirketleri temizlememiz gerekir. Semenya’nın rakipleri ve onlara sponsor olanlar nasıl bir duyguya kapılmışlardır acaba? Destekledikleri sporcu erkeğe benzeyen başka bir atlet tarafından geçiliyor. Ticaret zaten başlı başına bir ahlaksız durumken, sporcular ve sponsorları arasındaki ilişki ne kadar ahlaki olabilir? İmajlarla yönlendirilen bir toplumda kendi sporcularının dereceye girememesi de başka bir sporcuya -üstelik siyahsa- çeşitli lobiler ilişki biçimiyle saldırabilirler. Çünkü ticaretin kuralları vardır ve bu kurallar insan duygusunu, onurunu hiçe sayar.
 

 

Yorumlar

Sorun nerede?

22 Ağustos 2009, yazan Zeynep Arda,
Yorum no: 619

Bu haberi biraz da hekim olduğum için ilgi çekici buldum. Çok hüzünlü bir öykü bence, 18 yaşında bir kızın cinsiyetinin dünya ölçeğinde sorgulanır oluşunu, her şeyden önce onur kırıcı bulduğumu öncelikle ifade edeceğim. Bu her durumda incitici olan meselenin, sporcunun gelecek hayatında sorunlara yol açmaması olası değil.

Ancak bu meselede tartışılması gereken en son şey bu kızın aynı zamanda zenci olmasıdır. Yani meselenin kızın derisinin rengiyle hiçbir ilgisi olmadığını düşünüyorum. Zira daha önce cinsiyet testine sokulmuş, hatta bu testlerin sonucuna göre lisansları alınmış Polonyalı, Avusturyalı sporcular da var. Kaldı ki spor piyasası da iyi gelir getiren bir atletini sadece rengi için harcamayı düşünecek sığlıkta değil.

Ben bir hekim olarak şöyle düşünüyorum; bu kız gerçekten normal kadın görünümünde değil. Bu farklılığın tıbbi olarak incelenmesinin gerekli olduğu fikrindeyim. Bu görünümün nedeni ağır antrenman temposu ya da kullandığı birtakım ilaçlar olabilir. Kız gerçekten hermafrodit de olabilir. Bu durum da incelenmelidir, hermafrodit bireylerin bazı özel tıbbi gereksinimleri vardır ve karşılanmalıdır. Hermafroditlerin spor müsabakalarından diskalifiye edilip edilmemeleri gerektiği ise farklı bir tartışma sonuçta, ben kişisel olarak edilmemeleri gerektiğini düşünüyorum.

Ancak her durumda tartışılmasında ve şiddetle eleştirilmesinde fayda bulduğum nokta, 18 yaşında bir kız at gibi koşturulup üzerinden para kazanılırken, çağımız için çok basit olan incelemelerin jürinin itirazına dek yapılmamış olmasıdır. Bedene faydalı olması gerekli olan bir faaliyet en sağlıklı bedenleri dünyanın gözleri önünde çürütmektedir ve kimsenin buna bir itirazı olmamaktadır. Hata burada bence. IAAF önünde koşan kızların bedensel gelişimlerini bozacak müdahalelerin sınırlarını çizmekle yetiniyorsa sorun buradadır. IAAF yarıştan önce değil şampiyonluktan sonra genetik test istiyorsa, 18 yaşına kadar gelmiş erkek görünümlü bir kızın menejerleri, hekimleri bu konuyla ilgili 'pantolonunu indirme 'edebiyatından öte bir şey söyleyemiyorsa sorun buradadır.

 

Sporun geleceği?

22 Ağustos 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 620

Yazacaklarım konuyla biraz ilgisiz görünebilir ama, bence, cinsiyet tartışmaları, görece yakın bir gelecekte, görece önemsizleşebilir... Muhtemelen, şu tür sorular, çok daha ciddi tartışmalara yol açacak: Biyoteknoloji desteğiyle "yetkinleştirilmiş" atletlerin uluslararası yarışmalara katılmalarına izin verilmeli mi?

Belki de, "daha fazla kategori farklılaştırmasına gitmek lazım" türü fikirler geliştirilecek... Örneğin, bir uçta en geniş bir "yarı-makineler dahil kadın-erkek herkes/her şey serbest" kategorisi, öbür uçta "organik-normal kadın" ve "organik-normal erkek" kategorileri... Kuşkusuz, bu yola gidilmesi durumunda da, sınır çizgilerinin nasıl çekileceği çok daha büyük tartışmaların konusu olacaktır... 

Olmasın mı? 

"Spor bir yarışma konusu olmaktan çıkarılsa, bütün bunlar olmaz" demek, kulağa hoş gelse bile, kanımca, çok da anlamlı değil. Herkesin ("kimseyle yarışmadan" ya da "yalnızca kendileriyle yarışarak") spor yapmasının desteklenmesi gerektiği başka bir şey, bazı insanların da başkalarıyla yarışmak ve "rekor kırmak" isteyecek olmaları bambaşka bir şey (bu arada, kimileri de, rekor kırmaya çalışanları izlemekten zevk almaya devam edecektir!)... 

Çözüm, elbette, sporun bir ticaret ve kişisel kazanç konusu olmaktan çıkarılmasında... Ancak o zaman, sporcular da, başkalarının denetimindeki birer "yarış atı" olmaktan çıkarılabilir... 

Ama bu hedefe ulaşıldığında bile, bazı insanlar, "yarış atı gibi" davranmayı tercih edecektir. Dahası, çok daha fazla sayıda insan, "yarış atı gibi" davranan insanların elde ettikleri sonuçları ilgiyle izleyecektir!

Bunlar olmasın mı?

Bence, her durumda olacak olması bir yana, olmalı da! Herhalde, yalnızca "her açıdan normal" insanlardan oluşan bir toplumda yaşamayı hiç kimse istemez! Hiçbir hedefi, hiçbir iddiası olmayan insanlardan oluşan bir topluluk, olsa olsa, çok daha gelişkin uzaylı yaratıkların denetimindeki bir "insan sürüsü" olabilir... 

Yukarıdaki tartışmaya dönersek... Yine kanımca, bu tür tartışmalar, hem kaçınılmaz, hem de bazı açılardan ilerletici... Ne olduğumuzu, nereye gitmeye çalıştığımızı, nasıl gitmemiz gerektiğini düşünmemizi sağladıkları (ya da sağlayabilecekleri) için...

NOT: Ben de, konuyla ilgili haberleri okurken, "ırkçılık" yapıldığını düşünmemiştim... Ama "zamanlama" konusunda çok utanmazca davranıldığı kesin... Cinsiyet araştırmasını yeterince önceden yaptırmak da mümkündü, bu konunun araştırılacağını ödül töreninden sonra duyurmak da... 

şüphe...

23 Ağustos 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 621

sanırım politikanın kiri, çamuru unutuluyor.. onların zenci olması ve zenci olarak herhangi bir başarıya imza atmaları mesele.. güney afrikalı olmaları da..

ayrıca bu cinsiyet testine zenci olmayanlar da takıldı evet, tarihte bunun örnekleri var. ancak koşu değil de başka bir alanda yarışan bir 'prenses' e yapılamadı sadece. daha doğrusu yap-ma- dılar. bu da olimpiyat tarihinde tek' tir!!

olimpiyat tarihi de dünya siyaseti kadar kirlidir. çünkü ülkeler buraya da siyaset bulaştırırlar. ve sementaya yapılan onun zenci olmasından ayrı düşünülemez gibi geliyor bana. çünkü ben o 'büyük' ülkelerin her eyleminden şüphe duyuyorum.. duymalıyız..

 

 

AdaptiveThemes