Skip to content

AKP kuklası YÖK, sınavsız öğrenci yerleştiriyor!

3 Eylül 2009, ekleyen Erkin Özalp

AKP hükümetinin bir kuklası haline getirilen Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı eğitim kurumları ile Polis Akademisi’nden ve bağlı yükseköğretim kurumlarından atılanları, sınavsız olarak, dilediği üniversitelere yerleştirmeye başlamış.  

Cumhuriyet gazetesinden Orhan Bursalı’nın bugünkü köşe yazısında verdiği bilgi şöyle:
 
“Şu sıralarda YÖK, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı yüksekokullardan ilişkisi kesilen 800 ‘öğrenci’yi, tepeden inme olarak, seçtiği üniversitelere yerleştiriyor. YÖK, rektörlüklere, hangi öğrencilerin hangi bölümlere kaçar tane yerleştirileceği konusunda talimat geçti. YÖK örneğin 20 ‘öğrenci’yi Boğaziçi Üniversitesi’ne (1 Makina, 1 Elektrik, 18 Endüstri Mühendisliği) yerleştirdi!”
 
Lise mezunlarının, her yıl yalnızca 55 öğrenci kabul eden Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü kazanabilmeleri için, ilgili puan türünde ilk 500’e girmeleri gerekiyor. Peki, YÖK tarafından aynı bölüme sınavsız olarak girebilmek için ne gerekiyor? Bir askeri okuldan ya da polis okulundan “hangi sebeple olursa olsun” atılmak! İşte bu yolla, söz konusu bölüme, 18 “öğrenci” birden yerleştiriliyor!
 
Bu uygulamanın dayanağı, geçtiğimiz yıl AKP tarafından meclisten geçirilip Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak yürürlüğe sokulan “af yasası”. Söz konusu yasada aynen şöyle söyleniyor: “... her ne sebeple olursa olsun okulları ile ilişkisi kesilenler...”
 
İlgili maddenin tümü:
 
Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı eğitim kurumları ile Polis Akademisi ve bağlı yükseköğretim kurumlarında ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim görürken 7/6/1995 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar her ne sebeple olursa olsun okulları ile ilişiği kesilenler ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki aylık başvuru süresi içerisinde ilişiği kesilenlerin, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde başvurmaları halinde, Yükseköğretim Kurulunca öğrenim görecekleri fakülte veya yüksekokulları belirlenir. Belirlenen yükseköğretim kurumlarınca intibakları yapılan öğrenciler de bu madde kapsamından diğer öğrenciler gibi yararlanırlar.” (http://www.yok.gov.tr/content/view/584/lang,tr_TR/)
 
Bir başka deyişle, Boğaziçi Üniversitesi’nin mühendislik bölümlerine ya da başka seçkin üniversitelerin başka seçkin bölümlerine girebilmek için, artık üniversite sınavlarında yüksek bir puan tutturmaya çalışmak gerekmiyor! TSK’ya bağlı eğitim kurumlarına girip başarısız olmak veya açıkça dinci örgütlenme faaliyeti yürütüp bu nedenle atılmak, çok daha garantili bir yol haline getiriliyor. Nasıl olsa önümüzdeki yıllarda yeni af yasaları çıkarılır, nasıl olsa AKP’nin kuklası haline getirilen YÖK, bu okullardan atılanları en iyi bölümlere yerleştirir!
 
Sürekli kendisini “mağdur” göstermeye çalışan ve mağdur görünmenin rantını yiyen AKP, gerçekte, bulduğu her fırsatta bu ülkenin yurttaşlarının haklarını gasp ediyor.
 
Milyonlarca lise mezunu iyi bir bölüme girebilmek için kıyasıya mücadele etmek zorunda kalırken, AKP yandaşlarına, Fethullahçılara, tarikat ve cemaat üyelerine özel olanaklar sağlanıyor.
 
Bu yıl üniversite sınavına girmiş olan tüm öğrenciler, YÖK’ün uygulamasına karşı dava açma hakkını kazanmış durumda. Eşitlik ilkesinin açıkça ve en utanmaz şekilde çiğnenmesi anlamına gelen YÖK kararları ve bunların dayanağını oluşturan af yasası, hiçbir hukuk ilkesiyle açıklanamaz.
 
Ama bu bir yana, hem çıkarılan af yasası hem de YÖK tarafından alınan kararlar, AKP’nin, hukukla, adaletle, insan haklarıyla, ahlakla hiçbir ilgisi bulunmayan, yandaşları dışındaki herkesin haklarını gasp eden bir parti olduğunu (bir kez daha) göstermiyor mu?
 
Türkiye, bu AKP’yle mi “demokratik açılım” yaşayacak?
 

 

Yorumlar

tuhaflık

3 Eylül 2009, yazan Tuzu Kuru,
Yorum no: 788

Yazıda beni rahatsız eden birşey var ama tam adını koyamıyorum. AKP kendi tayfasına kıyak yapıyor, yapmasın diye üniversiteye sınavla giriliyor olmasını doğal karşılamak mı? Öte yandan bir kişide olsa (ben bir tane tanıyorum onun etkisi belki de) sınavda "başarılı" olup harp akademisine girip burada ki askeri nizamdan rahatsız olup ayrılan üstüne borçlu çıkan öğrenciye yaşama tutunacak bir dal verildiğini bilmek mi birşeyler beni rahatsız etti ama adını koyamıyorum.

Tuzum kuru, bugüne kadar girdiğim çoktan seçmeli tüm sınavları kazandım ama yinede birileri(dinci de olsa) şu sınav sistemine gol atınca kendim atmış gibi seviniyorum.

Ayrıca, sınavsız kaliteli okullarda lisans eğitimi alınmasına karşı isek Harp Akademesi öğrencilerinin de istediği lisans programına sınavsız devam edip diploma almalarına karşı çıkmak lazım değil mi?

bir sorun var

3 Eylül 2009, yazan Kaptan,
Yorum no: 805

Konuda bir yanlışlığa dikat çekmek istiyorum.

Yerleşenlerin hepsi Akp kuklası ve yandaşı değildir.

Benimde bizzat yerleştirilen yakınım vardır ve Akp ile en ufak alakası olmayıp, sizin bizim gibi sosyalist bir insandır.

Kayırma olabilir, bu şerefsizliktir, adiliktir.

Ama lütfen genelleme yapmayınız.

Sosyalist olmak bişey ifade etmez

3 Eylül 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 806

Böyle saçmalık olmaz peki niye Boğaziçi başka bir okul değil. Burada akp kendinden olanları korumak için yasa çıkarmış, buna "benim tanıdık var "diye karşılık vermek duruma sığ bakmak olur. Bir de Boğaziçi'ne bu yolla giren sosyalist arkadaş bu işi yaptı diye bu iş doğru bir iş mi oluyo?

Gelelim sınav sistemine bunla ilgili http://www.haberveriyorum.net/icerik/erkin-ozalp-oss-kalkmasin yazısını okumak baya aydınlatıcı olabilir.Sınav nispeten adil bir olay bu sistem içinde ..Bir kişi de dahil olsa ile başlayan cümleye gelirse 1 kişi bir şey ifade etmez arkadaşım kanun çıkıyor askerin kendi içine almak istemediği fettullahçı kadro gelip en güzel üniversiteye kolay yoldan kapak atıyor olay budur yazıda da kusur yoktur.

'Sınavsız yerleştirme' haberleri

4 Eylül 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 809

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, askeri okullarla ilişkisi kesilen öğrencilerin aralarında Boğaziçi Üniversitesi’nin de bulunduğu farklı üniversitelere yerleştirilmesi uygulamasının “kanuna uygun” olduğunu açıklamış. Gerçekten de, uygulama haksız, ama “kanuna uygun”. Özcan da, aldıkları kararların haklılığını değil, yalnızca kanuna uygunluğunu savunabilmiş:
 
YÖK Başkanı, dün bir gazetede yer alan iddialarla ilgili basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir üniversitenin kendilerine danışılmadan öğrenci yerleştirilmesine itiraz ettiğinin hatırlatılması üzerine Özcan şöyle konuştu: "İtirazları olamaz, çünkü kanun böyle gerektiriyor. 'Bunları not sırasına göre dizin, bölümü olan yerlere yerleştirin' diyor. Biz kanun ne diyorsa onu yaptık." 'Bu konuda üniversitelere danışmak söz konusu olabilir mi?' sorusu üzerine de Özcan, "Hayır, danışmamız gerekmiyor." karşılığını verdi.
 
Bu arada, geçen sene üniversite öğrencileri için çıkarılan af kanunundan kara, deniz ve hava harp okullarından atılan 627 öğrencinin yararlandığı ortaya çıktı. Askeriye ve polis okullarından atılanların bir daha aynı kuruma dönememesi ve af kanununda bu kişilerin YÖK tarafından belirlenecek devlet üniversitelerine yerleştirilmelerinin amir hüküm olması nedeniyle YÖK, bu kişilerin 627'sini çeşitli devlet üniversitelerine yerleştirdi.
 
 
Radikal gazetesi, yerleştirilenler hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi vermiş:
 
YÖK’ten alınan bilgiye göre, TSK ve Polis Akademileri’nde okurken ilişiği kesilen öğrencilerden 672’si son çıkan aftan yararlanmak istedi. 627’inin başvurusu kabul edildi. Bu öğrencilerden 20’si Boğaziçi Üniversitesi’ne, 45’i İTÜ’ye, 18’i ise ODTÜ’ye yerleştirildi. Başvuran öğrencilerin büyük bölümünün, daha önce Kara Harp Okulları’nda ‘Sistem Mühendisliği’ okuduğu ve ona denk gelen ‘Endüstri Mühendisliği’ne yerleştirildiği öğrenildi. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri “Bize danışılmadan bu öğrenciler nasıl üniversitemize yerleştirilir” diye tepki gösterince tartışma başladı. YÖK Başkanı Özcan ise eleştirilere “İtirazları olamaz çünkü kanun öyle gerektiriyor. ‘Bunları not sıralamasına göre dizin, bölümü olan yerlere yerleştirin’ diyor. Kanun ne diyorsa onu yaptık. Üniversitelere danışmamız gerekmiyor, kanun öyle bir şeyi gerektirmiyor” diye yanıt verdi.
 
 
Boğaziçi Üniversitesi’nin Endüstri Mühendisliği bölümü yılda 55 öğrenci alırken, bu bölüme 18 öğrenci birden yerleştirilmesinin açıklaması ise yapılmıyor...
 
Olayın ortaya çıkmasını sağlayan Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı, aldığı tepkilerle ilgili bir haber yapmış. Bazı öğrenciler, askeri okullardan kendi istekleriyle ayrıldıklarını ve “irticai faaliyetler”le bir ilgilerinin bulunmadığını söylemiş. Kuşkusuz, yasa kapsamına girenler arasında son derece başarılı öğrenciler de bulunuyordur. Ama AKP’nin yasayı onlar için çıkarmadığı açık. 
 
Orhan Bursalı’nın haberi şöyle:
 
Meclis’in öğrenci affı kapsamında, YÖK’ün askeri okullarla ilişkisi kesilmiş veya kendi ayrılmış 800 öğrenciyi devlet üniversitelerine yerleştirmesi konusunda, bir kısım öğrenci ve veli görüş açıkladı. Bazı öğrenciler, askeri okullardan kendi istekleriyle ayrıldıklarını, askeri okulların çok başarılı eğitim verdiğini belirtti ve “önemli bir öğrenci kitlesinin sanki irticai nedenlerle askeri okullardan atıldıkları gibi bir izlenim yaratılması üzücüdür” dedi. Fakat öğrenciler ve veliler genellikle ÖSS ve ÖSYM’ye girmeden yasa ile tepeden üniversitelere yerleştirmenin yarattığı adaletsiz ve haksız durumu görmezden geldi. Bazı öğrenciler de “Adaletsizliği kabul ediyoruz, ancak çoğumuz başarılı öğrencileriz, bu suçlamayı reddediyoruz” dedi. Bu arada Boğaziçi Üniversitesi’nin YÖK’e başvuracağı belirtildi. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahsin Yeşildere de, “YÖK’ün bu uygulaması, üniversitelerin özerk yapısının tamamen çöktüğünün belgesidir” diye konuştu.
 
Bazı öğrencilerin açıklaması şöyle:
 
Nihat Bilge: “Bazı usulsüzlüklere dikkat çekiyorsunuz, bunların farkındayız. Üniversite denkliğinden söz edilebilirdi. Boğaziçi, ODTÜ gibi en başarılı öğrencilerin dahi kazanmakta zorlandığı yerlere yerleştirilen öğrencilere nasıl bir denkliğin uygulandığını biz de anlamış değiliz. Ama çoğumuzun üzerimize atılmak yaftası yapıştırılmamalı. Belki piyango vurdu, ama bu işin kaymağını yiyenler o üniversitelere gidenler oldu.”
 
Aykut Öztürk: “Askeri okuldan kendi isteğimle ayrıldım, YÖK beni Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Endüstri Mühendisliği’ne yerleştirdi, ama oraya gitmeyeceğim, ÖSS puanımla Türkiye 562.’si olarak Boğaziçi İktisat’a yerleştim.”
 
Öztürk, asker olmak istemediği için bu kararı verdiğini, aftan yararlanan 800 öğrenciden yarısı kadarının kendi isteğiyle askeri okullardan ayrıldığını belirtti. YÖK tarafından BÜ Makine’ye yerleştirilen bir arkadaşının da, kendi tercihi olan felsefeye gittiğini belirterek, “Kuleli mezunu olmuş, Harbiye görmüş, Atatürkçü değerleri içselleştirmiş parlak beyinleriyiz Türkiye’nin” dedi.
 
Cihan Tast da kendi isteğiyle, sicilinde ya da akademik başarısında hiçbir problem olmadan ayrılmış. “ÖSS sınavında da birçok arkadaşım en önde gelen üniversiteleri kazanmaya yetecek puanı elde etti” dedi.
 
Öğrenci velisi Emin Doğan, askeri okullara öğrencilerin 100 bin kişi arasından seçilerek alındığını belirterek, “Askeri liselere yeni başlayan bir öğrencinin yaşı 14’tür. Yani kendini anlayacak çağa henüz ulaşmamıştır. İlk anda üniformanın cazibesine kapılıp, kendisi ve daha çok velilerinin telkinleriyle böyle bir tercih yapmıştır. Yıllar geçtikçe, gerçek kimliği yerine oturdukça, vazgeçme isteği bazı öğrencilerin içinde yer eder. Bu istek Harp Okulları’nda bu öğrenciler için tutkuya dönüşür. Bunların içinden bazıları 1. sınıfta, bazıları 2. ve 3. sınıfta, bazıları da son sınıfta çoğunlukla kendi istekleriyle okullardan ayrılmaktadır. Bu olay aileler için tam bir yıkımdır. 100 bin liraya varan tazminatı o aile ödemek durumundadır. Üniversite kazanmak için hazırlanmamış ama zeki olan bu çocuklarımızı kötü göstermeye çalışmak üzüntü vericidir” dedi. Işıklar Askeri Lisesi mezunu Ergi Dönerçark: 2008 yılında ODTÜ Fizik bölümüne ÖSS’den aldığı puan ile yerleşmiş. Ayrılma nedeni: “2003 yılında Işıklar Askeri Lisesi’ne girdiğimizde son sınıfa geçenlerin ÖSS’ye girme hakları vardı. Benim hedefim ise öğretmen subay olmaktı. Fakat 2005 yılında bu hakkımızı elimizden aldılar ve ayrılmadan ÖSS’ye girme şansımız kalmadı. Bildiğim 50’den fazla arkadaşım var ve hepsi de afla gelen bölümlerin üstünde puan aldı. Birçoğunun ayrılma sebepleri benimle aynı. Tabii ki çıkan af yasasına en başından beri itirazımız var. Askeri liselerin eğitim düzeyi ve kalitesini Türkiye’de hiçbir fen lisesi veya Anadolu lisesi yakalayamaz. Hiçbir üniversiteyi kazanamayacak kişilerin af ile yerleştirilenlerin sayısı 800 kişinin ancak 100 kişisini kapsar.”
 
Öğrenci velilerinden Günay Ayhan da yaşanılan bir diğer sorunu şöyle anlattı:
 
“YÖK bize gidin kaydınızı yaptırın diyor, ODTÜ ise dil sınavını geçmezse kayıt yapamayız diyor. Biz YÖK’e güvendiğimiz için dil sınavına hazırlanmadık. Tam ortada kalmış gibiyiz.”
 
 

sınav sistemini savunmak mı

4 Eylül 2009, yazan Tuzu Kuru,
Yorum no: 810

"Sınav nispeten adil bir olay bu sistem içinde .." diye başladınız mı cümleye olay bitmiştir. Bizim derdimiz bu sistemi adilleştirmek değil adil bir sistem kurmak ise kendimize biçtiğimiz misyonlar da ona göre olmak zorunda Erkin Özalp'in verdiğiniz linkteki "Eşitlikten ve adaletten yana olanların bugün ilk savunması gereken şey, tüm özel dershanelerin kapatılması ve para karşılığı ders vermenin yasaklanmasıdır. Toplumun bütününü ilgilendiren bir temel ihtiyaç olan eğitimin ticaret konusu haline getirilmesi kabul edilemez." önermesi ne kadar doğru ise "Bugünkü koşullarda, ÖSS’nin yerine ne konsa, yoksul ailelerin, emekçilerin çocuklarının üniversiteye girmeleri zorlaşacaktır. Tamam, bugün de, düz liselerde, köy ve ilçe okullarında öğrenim görenlerin ÖSS’yi kazanmaları çok zor. Ama en azından, tek bir sınava hazırlanmaları gerekiyor." diyerek bugünkü çarpık konumu sahiplenmek zorunda kalması o kadar yanlış.

Ayrıca TSK'nın bugün akademilerden attıklarının çoğunluğu irticacı diye bu akademilerden atılan öğrencilerin hayatının karartılmasını alkışlamamız mı gerekiyor. AKP'nin kendi adamlarına torpil yapmasına karşı çıkmamız gerektiği gibi TSK'nın kafasına göre öğrenci atmasına ve yine sınavsız üniversitelere öğrenci yerleştirmesine karşı çıkmaız gerekir.

Yine yazıda "Bir başka deyişle, Boğaziçi Üniversitesi’nin mühendislik bölümlerine ya da başka seçkin üniversitelerin başka seçkin bölümlerine girebilmek için, artık üniversite sınavlarında yüksek bir puan tutturmaya çalışmak gerekmiyor! TSK’ya bağlı eğitim kurumlarına girip başarısız olmak veya açıkça dinci örgütlenme faaliyeti yürütüp bu nedenle atılmak, çok daha garantili bir yol haline getiriliyor." derken Erkin Özalp'in atladığı nokta bu öğrencilerin bu okullara girmek için atılmalarına gerek olmadığı TSK'nın zaten kendi öğrencilerini üniversitelerle anlaşarak istediği lisans proglerına yerleştirme hakkının olduğu. Yapılan düzenlemenin de TSK okullarından atıldıktan sonra bu üniversitelerden de TSK öğrencisi olarak ilişiği kesilen öğrencilerin Lisans haklarının geri verilmesi amacıyla yapıldığı. Bu yerleştirmeler yapılırken ne gibi hinlikler yapılmıştır onu bilemem.

 

 

 

'sınav sistemini savunmak'

4 Eylül 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 811

Bugünkü düzende örneğin "eşit işe eşit ücret" demekle sınav sistemini savunmak arasında çok fazla farkın bulunduğunu düşünmüyorum.

Asıl amacımızın "ücretli kölelik düzenini ortadan kaldırmak" olması, aynı işi yapanlara taşeronlaştırma, farklı statüde çalıştırma vb. yollarla farklı ücretlerin ödenmesine karşı çıkmamızın yanlış olacağı anlamına gelmez. 

Benzer şekilde, özelleştirmelere karşı çıktığımızda, devlete ait işletmelerin bugünkü işleyiş biçimini savunmuş, onu bir "ideal" haline getirmiş olmayız.

Bugün, sınavla yerleştirmeyi kaldırırsanız, "arkasındaki güce göre" yerleştirme başlar. Örneğin, KPSS sayesinde, kamuda işe yerleştirmeler, geçmişe oranla bir nebze olsun daha adil değil mi?

"Üniversiteye giriş sınavsız olsun..." Güzel... Peki ama, nasıl olsun? Açıkçası, bugüne kadar, daha fazla adalet getirecek, somut ve uygulanabilir bir "sınavsız yerleştirme sistemi" önerisiyle karşılaşmadım, karşılaşabileceğimi de sanmıyorum.

Her ihtimale karşı ekleyeyim: Bu yazdıklarım, tüm sınavları desteklediğim anlamına gelmiyor. Ama üniversiteye girişte (ve kamuda işe yerleştirmede) sınav sistemini savunuyorum. (Kuşkusuz, bu kahrolası düzen değiştirilene kadar!)

Asıl Tartışma

4 Eylül 2009, yazan Tuzu Kuru,
Yorum no: 813

Tabii ki kapitalizmin çarpıklıklarını teşhir edeceğiz, etmeliyiz amma getireceğimiz alternatiflerin bu düzen içinde "en iyisi" kendi düzenimiz için düşündüklerimiz olmak zorundadır. Eğer bu sistemde en iyisi olan sınavlar derseniz, onlar en azından adaleti sağlıyor derseniz yarın birisi özelleştirmenin de KİT'lerin arpalık olmasından iyi olduğunu söyler ya da AB'nin şu anki durumdan iyi olduğunu söyler apışıp kalırız (tamam belki kalmayız söyleyecek sözümüz olur, ama mantık aslında aynı değil mi?)

"Eşit işe eşit ücret" ise sosyalizmin dışladığı bir kavram değil bununla sınav sistemini aynı kefeye koymak mümkün değil. Ancak "Enflasyon oranında zam olsun" gibi  uyduruk bir slogan karşılaştırılabilir bu durumla. 

Tabii ki şimdi ki sınav sistemi torpilli mulakat sisteminden kat be kat iyidir. Ama savunulması gereken bir kazanım olarak görülebilir mi? Bu düzen içerisinde "daha fazla adalet getirecek, somut ve uygulanabilir bir "sınavsız yerleştirme sistemi" önerisi" olabileceğini ben de düşünmemekle beraber(olsa da mevcut rant sistemini bozacak herhangi bir rant sisteminin uygulanmayacağı açık) derdimiz düzeni ıslah etmek değilse koymamız göreken öneri herkesin istediği bölüme girdiği, yeteneğine ve ihtiyaçlarına göre istediği eğitimi ve işi bulabildiği bir sistem önerisidir.

"Eşit İşe Eşit Ücret"in eğitimde ki karşılığı "Eşit, Parasız, Bilimsel Eğitim"dir.(ki en sevmediğim sloganlardandır kendisi) Hiçbir sınavın bu sloganın kastettiği EŞİTliği sağlayamayacağı açık.

Sanırım son yıllarda sol değerlerin sürekli saldırı altında kalması bizi o kadar "kazanımları koruma" mevzine çekti ki, önerilerimiz, çıkış yollarımız eski keskinliğini/vuruculuğunu yitirdi. Sınav sisteminde ki çarpıklıkları eleştirmeli ama derdimizi sınav sistemini adilleştirmek olarak değil, düzenle beraber çöpe atmak olarak koymalıyız.

'Asıl tartışma' hakkında...

4 Eylül 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 814

Anladığım kadarıyla, aslında anlaşıyoruz! Bu sonuca şu ifadelerden varıyorum: 

Tabii ki şimdi ki sınav sistemi torpilli mulakat sisteminden kat be kat iyidir. Ama savunulması gereken bir kazanım olarak görülebilir mi? Bu düzen içerisinde "daha fazla adalet getirecek, somut ve uygulanabilir bir "sınavsız yerleştirme sistemi" önerisi" olabileceğini ben de düşünmemekle beraber (...) derdimiz düzeni ıslah etmek değilse koymamız göreken öneri herkesin istediği bölüme girdiği, yeteneğine ve ihtiyaçlarına göre istediği eğitimi ve işi bulabildiği bir sistem önerisidir.

Yukarıdaki haberde, eğitim sistemi için sosyalist bir alternatif tarif etmeye çalışmamış, sınavla yerleştirme sisteminin yerine konan bir düzenlemeye karşı çıkmıştım.

Haberin konusu, genel olarak eğitim sistemi değil, AKP'nin, bazı insanların hangi üniversitelerin hangi bölümlerine yerleştirileceğini belirleme yetkisini, kendi denetimi altına sokmuş olduğu YÖK'e devretmesiydi.

ÖSS ile ilgili yazımda da, genel olarak ne tür bir eğitim sisteminin gerekli olduğunu tartışmamış, TÜSİAD gibi kuruluşların da savunabildiği ÖSS'nin kaldırılması talebinin bugünkü koşullar altında yanlış olduğunu savunmuştum. 

"Nasıl bir eğitim sistemi?" diye tartışırsak, benzer şeyler söyleyeceğimiz kesin... "Asıl bu tartışılmalı" denmesine de itirazım olmaz... Ama herhalde, bazı yeni düzenlemeler gündeme geldiğinde, eğer bunlar eskisinden kötüyse, "nasıl olsa özünde eskisi de kötüydü, biz bunu gündemimize almayalım" demek de yanlış olacaktır...

İMO: 'AKP'den yandaşlara kıyak'

4 Eylül 2009, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 815

İnşaat Mühendisleri Odası, "AKP'den yandaşlara kıyak. Artık üniversiteye sınavsız girmek mümkün!" başlıklı bir açıklama yapmış: 

5806 sayılı Af Yasası, 28 Ekim 2008 tarih ve 27038 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, üniversitelerden herhangi bir nedenle ilişiği kesilen öğrenciler için üniversite eğitimlerini tamamlama şansı yaratılmıştı. Öğrenci affı, imar affı ve benzeri af yasaları ile ilgili farklı görüş ve yaklaşımların olduğu bilinmektedir. İnşaat Mühendisleri Odası da, afların sorunu çözmediğini, af çıkartılmasına yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünmektedir.

Ancak AKP Hükümeti ve YÖK, öyle bir uygulamaya imza attı ki, tartışma üniversite eğitimi, eğitimin niteliği ve öğrenci affı ile ilgili tartışmaların sınırını bir anda aşarak, farklı bir boyut kazandı.

İlgili yasanın 1. maddesinin 15 ve 16. bentlerini kendisine dayanak yapan YÖK, eşi benzeri görülmedik bir adaletsizliğe, deyim yerindeyse "torpile", yandaş kayırmacılığına imza attı.

15 ve 16. bentler, ‘Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı eğitim kurumları ile Polis Akademisi ve bağlı yükseköğretim kurumlarında okurken ilişiği kesilen ve ilgili yasayla af kapsamına alınan öğrencilerin, devam edecekleri okulun YÖK tarafından belirleneceğini‘ hükme bağlamaktadır.

YÖK, bu bentlere dayanarak, TSK‘dan ve Polis Akademisi‘nden ilişiği kesilen 800 öğrenciyi çeşitli okullara yerleştirdi. Yasanın verdiği yetkiden hareketle üniversitelerin fikrini bile alma gereği duymadı; talimat yoluyla "mağdur" öğrencilere üniversitelerin kapısını açtı. Hem de bu uygulamayı 16. bentte belirtilen "denklik" şartını dikkate almayarak gerçekleştirdi.

Örneğin, 800 öğrencinin 20‘si Boğaziçi Üniversitesi‘ne bağlı mühendislik fakültelerine yerleştirildi. Bilinmektedir ki, Boğaziçi ve benzeri okullara girmek için milyonlarca öğrenci büyük bir yarış içine girmekte, bu okulları kazanmak için yıllara yayılan yoğun ve planlı bir çalışma gerekmektedir. İki milyon öğrenci bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak için yoğun çaba harcamaktadır.

YÖK, politik arka planı konusunda büyük tereddütler ve soru işaretleri bulunan bir talimatla, kendi belirlediği öğrencileri adeta tereyağından kıl çeker gibi Boğaziçi gibi kazanmanın çok zor olduğu okullara yerleştirmiştir. Üniversite kazanmanın bir bedeli vardır; anlaşılan o ki, AKP iktidar için, TSK‘dan atılmak, en iyi bölümlere girebilmek için yeterli bir bedeldir.

Üniversiteyi kazanmak için neredeyse bütün hayatını ders çalışmakla geçiren öğrencilerle, AKP‘nin ve YÖK‘ün "kıyağı" ile bu okullara "atanan" öğrenciler aynı sıraları paylaşacak, aynı diplomaya sahip olacaktır. Aşama aşama üniversite öğrenimini özelleştiren, paralı hale getiren AKP iktidarı, bu kararla yeni bir adaletsizliği daha yol açmıştır.

Belli ki AKP iktidarı, üniversiteleri, İslami liberal kadrolaşmanın uygulama alanı yapmakta kararlıdır. Bunu yaparken yandaşlarını da ihmal etmemesi, onları ödüllendirmesi düşündürücüdür; AKP ateşle oynamaya devam etmektedir.

Kaynak: http://www.tmmob.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=5410&tipi=9

cevap

4 Eylül 2009, yazan Kaptan,
Yorum no: 816

Sosyalist olmak bişey ifade etmez diyen arkadaşıma;

 

Öncelikle tanıdığımın boğaziçine girmediğini belirtmek isterim, ben öyle birşey söylemedim,kendisi bu afla birlikte Gazi Üniversitesi'ne yerleştirilmiştir..

Ben sosyalist birinin de girdiği için bu konuya atılan başlığı eleştiriyorum. Doğru demiyorum.

Doğru olmadığını da bir ayrımcılık varsa şerefsizliktir diye başlayan cümlemden de anlayabilmeniz gerekirdi.

Buralara sosyalistler de yerleşirken, konunun başlığını bu şekilde atmak ve onları zan altında bırakmak ne derece doğrudur.

Bu insanlar askeri okuldan atılmakla kalmıyor, hayatları boyunca altlarından belki de zor kalkacakları bir tazminat yükünün altına giriyorlar ve onlara bu af hakkının tanınmasının doğru olduğunu savunuyorum.

Lise'den atılan birisi için bir koşul yok iken, 1 sene sonrasında atılan bir askeri öğrenci 90 milyar ve üzeri tazminat ödemek durumunda kalıyor.Burda bir yanlışlık var yani, konunun dışında sistem de yanlış.

Amacım sizler ile tartışmak değil, kimseyle de tartışmak değil...görüşüm bellidir,Sosyalistim. Ama eğer Sosyalist olduğum halde sosyalizmin en önemli konularından birisi olan eşit hak tanınması konusunda açılmış bir başlıktaki yanlışlığı bir örnekle dillendiriyorsam, bu sığ görüş değildir..

Ama bu görüşe bu yaftayı yapıştıranın görüşünün önündeki sıfat nedir, bunu bilmiyorum.

Sevgiler.

Ben ne yazdım sen ne anladın

6 Eylül 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 833

"Burada akp kendinden olanları korumak için yasa çıkarmış, buna "benim tanıdık var" diye karşılık vermek duruma sığ bakmak olur" demişim arkasındayım. Bu uygulamada adalet yok bunu söyledim, arkasındayım. Başka yapılan adaletsizliğe oh olsun demedim sıfat aramaya başlamayalım arkadaşım. Tartışmaya tartışırız o problem değil fakat bizde amca oğlu bitmez herhangi bir dengesiz uygulamadan fayda sağlayan gayet dürüst insanlar olabilir. O zaman hiç bir şey tartışılamaz. Adam harp okulundan değil de başka bir üniversiteden atılınca koşulsuz başka üniversiteye alınıyor mu? Bu mudur senin eşit hak dediğin. Akp kadrolarını koruyo diyince kimseyi zan altında bırakmam öksürükten nem kapmayalım.

 

 

AdaptiveThemes