Skip to content

2003 Darbe Planı'nda, 2006'da kurulan örgüt var!

20 Ocak 2010, ekleyen Erkin Özalp

Taraf gazetesinin bugünkü birinci sayfasını ve orta sayfalarını kaplayan “2003 darbe planı” haberlerinde, ilginç bazı noktalar var. Bunlardan belki de en çarpıcı olanı, “Balyoz Darbe Planı’nın 2002 sonunda başlayan ve 2003 martına kadar süren çalışmalarının, basılı haliyle toplam beş bin sayfaya ulaşan belgeleri” arasında, 2006 yılında kurulmuş olan bir örgütün de, bir “dost güç” olarak anılması!  

Taraf’ın ele geçirdiğini iddia ettiği belgelerden aktardığı bir bölüm şöyle:
 
“TSK’nın her kademesine müzahir eleman temini konusunda referans uygulamasına (ÇYDD, ADD, Türkiye Gençlik Birliği vb.) devam edilerek azami koordinasyon sağlanmasına,”
 
Bir başka deyişle, Türkiye Gençlik Birliği, “darbeci subaylar” tarafından “dost” sayılan belli başlı örgütlerden biri arasında yer alıyor...
 
Oysa, Türkiye Gençlik Birliği, 2006 yılında kurulmuş!
 
Örgütün kendi sitesindeki tarihçesi: http://www.tgb.gen.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=126&Itemid=107
 
İlgili Vikipedi maddesi: http://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye_Gençlik_Birliği
 
İlgili Ekşi Sözlük maddesi: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=türkiye%20gençlik%20birliği
 
Taraf’ın “belge”sinin doğru olduğunu savunanlar, 2003 yılında da, bir “Türkiye Gençlik Birliği Derneği”nin (TGBDER) bulunduğundan söz edebilir.
 
Ama bu derneğin, ÇYDD ya da ADD gibi örgütlerle hiçbir benzerliği bulunmuyor. AB desteğiyle gerçekten de “sivil” faaliyetler yürüten, darbecilikle hiçbir ilgisi bulunmayacak bir dernek bu. TGBDER’in İnternet sitesinden de (http://www.tgbder.org.tr/) anlaşılabilir, ne tür bir dernek olduğu, onunla ilgili haberlerden de (örneğin: http://arsiv.sabah.com.tr/2004/06/06/ gun112.html).
 
[22.01.2010 tarihli not: Taraf gazetesi, bugünkü sayısında, anılan örgütün TGBDER olduğunu yazdı. Konuyla ilgili yorum: http://www.haberveriyorum.net/haber/2003-darbe-planinda-2006da-kurulan-orgut-var#comment-1810]
 
Bunun ötesinde, Taraf’ın 2002 sonu ile 2003 yılının Mart ayı arasında yürütülen çalışmalar sırasında hazırlandığını iddia ettiği belgelerin “geniş özet”inde, o tarihlerde yapılması mümkün olmayan pek çok değerlendirme bulunuyor. AKP, Kasım 2002’de iktidara gelmişti. Recep Tayyip Erdoğan, 2003 yılının Mart ayında başbakan olabilmişti (öncesinde Abdullah Gül hükümeti var). AKP, söz konusu dönemde, henüz kadrolaşmaktan çok, Erdoğan’ı meclise sokmakla ve yeni bir hükümet kurmakla meşgul olmuştu.
 
Oysa, “Balyoz Darbe Planı”nda, şu tür şeylerden söz ediliyor:
 
“ABD ve AB ülkelerinin karşılıklı paslaşmalarını seyreden ve ülke menfaatlerini gözetmeden her talebi emir telakki eden, Büyük Atatürk'ün deyimi ile müstevlilerin siyasi emellerine boyun eğmiş AKP Hükümeti;”
 
“İktidarın kendisine sağladığı imkân ve kabiliyetleri kullanarak medya, sivil toplum örgütleri ve bürokrasiyi kendine bağımlı hale getirmeye çalışmakta;”
 
“Başta dışarıdan müzahir ABD ve AB ülkeleri olmak üzere, içeriden irtica ile iltisaklı medya, hukuk, bürokrasi, emniyet, maliye ve daha birçok kamu kurum ve kuruluşunda örgütlenmiş yandaşları ile koordineli ve planlı çalışmalarla laik kesimi ve rakiplerini hareket edemez hale getirmekte;”
 
“AB üyeliğini ve terör sorununu bahane ederek, Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik çabalarını, dış desteğin de etkisiyle devam ettirmektedirler.”
 
Hadi diyelim ki bunların hepsi birer “öngörü”! Ya şunlara ne demeli:
 
“AKP Hükümetine, AB üyeliği kapsamında dış güçler tarafından sağlanan mali ve siyasal destek devam ederken, Ortadoğu ve Arap ülkeleri ile İslami gruplar tarafından sağlanan ekonomik destek de artmaktadır. ABD, AB, irticai unsurlar, bölücü unsurlar ve AKP ortak eylem ve söylem birliği ile hareket etmektedirler.”
 
“İktidar ve irtica yanlısı basın yayın organları her geçen gün cesaretlenip palazlanırken, muhalif basın, geçmişte yaptığı şahsi yanlışlıkların bedelini, görevini yapmayarak ve/veya yapamayarak ödemektedir. Toplumsal muhalefet sindirilmiş, muhalif basın ekonomik ve mali denetim tehdidi ile susturulmuştur.
 
Muhalif basının ekonomik ve mali denetim tehdidi ile susturulması türü iddialar, Taraf’ın 2003 yılına ait olduğunu iddia ettiği belgelerin aslında çok daha yakın bir geçmişte hazırlanmış olması gerektiğini düşündürüyor. Çünkü AKP, 2003 yılının Mart ayında, henüz bunları yapacak güçten yoksundu ve o dönemde bu tür bir tartışma da yapılmıyordu.
 
“Toplumsal muhalefet”in sindirilmiş olduğu saptaması da hayli ilginç, çünkü AKP hükümetine yönelik toplumsal muhalefetin şekillenmesi için henüz çok erkendi... Cumhuriyet Mitingleri 2007 yılında girdi ülkemizin gündemine...
 
Bu arada, 2003 yılının Mart ayına kadar geçen dönemde, Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik çalışmalar, henüz, AKP’yi meşrulaştıran bir “milli kampanya” haline getirilmiş değildi...
 
“Darbe belgeleri”nde muhalefet partileriyle ilgili olarak yer verilen değerlendirmeler de, 2003 yılının başında henüz yapılamayacak türden:
 
“Buna karşın muhalefet partileri de etkin, önleyici, alternatif oluşturan, siyasal iktidarın faaliyetlerini denetleyici ve geniş halk kitlelerinde yankı bulan bir muhalefet sergileyememekte; basit, tutarsız, kişiliksiz, silik ve günü kurtarmaya yönelik söylemlerle muhalefet yapmaktadırlar. Mevcut durumlar itibari ile halkta giderek artan bir umutsuzluğa yol açmaktadırlar. Laik cumhuriyeti kurtaracak, birlik ve beraberliği sağlayacak ve gerekli tedbirleri alacak siyasi ufuktan yoksun liderler, koltuklarını korumanın ötesinde, kısır ve uzlaşmaz tavırların üstünde bir davranış ortaya koyamamaktadırlar.”
 
İşbaşına daha yeni gelmiş bir hükümete muhalefet eden partilerden söz ediliyor!
 
Kısacası, iki olasılık var: Ya bu belgeleri yazanlar birkaç yıl sonrasında olup bitecekleri harfiyen öngörmelerini sağlayan mucizevi güçlere sahipti, ya da bu belgeler yıllar sonra düzenlenmiş...
 
Ve büyük olasılıkla, Türkiye Gençlik Birliği’nin kurulduğu 2006 yılından sonra düzenlenmişler!
 

İLGİLİ HABERLER:

Zaman gazetesinden 2003 Darbe Planı'na revizyon! ("Türkiye Gençlik Birliği" ibaresinin çıkarılması tercih edilmiş...) 

'Darbeciler' yerli-yabancı sermaye düşmanıymış!

Yorumlar

ohh rahatladım. zaten bizim

20 Ocak 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1791

ohh rahatladım. zaten bizim ordu ne zaman darbe yapmış ki buna da inanalım. hain taraf al sana bomba

taraf'ın yalanlarını açığa çıkarmak yasaklansın!

20 Ocak 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1792

yalanları ifşa edenler hapse tıkılsın, darbeyle korkutanlar iktidarlarını pekiştirsin, akp düzeni sürüp gitsin, kimileri mutlu olsun, mesut olsun... âlâ!

AKP ci ''Solcu'' kardeşlerimize...!

20 Ocak 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1793

mesele zaten bizim ordunun darbe yapmaması değil... yaptığı darbelerin hesabının sorulmaması nedense? ABD'liler hani ''bizim çocuklar'' demişti birileri için...evren paşa! hatırladınmı!? benmi tutuyorum üçyüz küsur akp'liyi darbecilere şeyetmek için! aaaaa olurmu akp , bop, dop uygulamlarına itiraz...bunlar sivilci tarafgiller elleme!

yıpranmaya başladılarmı kozmik oda, suikast, balyoz lay loy lom... bekleyin öyle ABD'den habersiz darbe yapcak birileri ve AKP li siviller de durdurcak diye...

kontrgerilla ve derin devlet yapılanmalarının sınıfsal zor ve mücadele ile hiç ilişkisi yoktur zaten. emperyalizm, NATO, tarikatlar, ocaklar haşa... bunlar sivil toplum örgütlenmeleri... sola dönmeyen iktidar nasıl demokratikleştirir ve sosyalleştirir(sizin deyiminizle hani!?) buna bile aklınız basmıyo...hoş tekel işçisi bile ''adam'' edemedi ya sizi... biz niye yazarız durmadan anlamam....

darbeciler

21 Ocak 2010, yazan habiskurus,
Yorum no: 1800

 darbe yapmış olanlar fink atarken birileri hedef saptırıp yalandan darbe yapacak diyorsa darbe yapmış olanlarla işbirliği içindedir sanırım.

Konusuz

21 Ocak 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1801

Darbecilere ergenekonculara cuntacılara ve onu doğuranlara geçit yok...

Genelkurmay'dan 'Balyoz Darbe Planı' ile ilgili açıklama

21 Ocak 2010, yazan Muzaffer Osmanoğlu,
Yorum no: 1803

Genelkurmay'ın internet sitesinde yayınlanan açıklama şu şekilde:
      1.    1’inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen Plan Seminerine ilişkin çeşitli iddialar ve değerlendirmeler medyada yer almaktadır.

      2.    Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programında bulunmaktadır.
      3.    Plan Seminerinin gayesi, dış tehdide ilişkin olarak hazırlanan Harekat Planlarını geliştirmek ve ilgili personelin eğitimlerini sağlamaktır.
             Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır.
             1’inci Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde icra edilen bu Plan Seminerinde, Ordu Geri Bölge Emniyeti ve savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi halinde de uygulanan sıkıyönetim konuları üzerinde de durulmuştur.
      4.    Bu Plan Seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir.
      5.    Söz konusu iddiaları ciddiye alarak üzerinde yorumlar yapılmasının ve bilgi kirliliği yaratılmasının; özellikle toplumumuzda tedirginlik yaratmak isteyenlerin amacına hizmet edeceği değerlendirilmektedir.
             Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
 

'En kötü senaryo' gerçekleşirse ne yapılacakmış?

21 Ocak 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 1804

Taraf gazetesinin bugünkü sayısında, Genelkurmay Başkanlığı'nın yapıldığını kabul ettiği 5-7 Mart 2003 toplantılarındaki konuşmaların bant çözümleri oldukları iddia edilen metinler var. Bunlara göre, söz konusu toplantılarda, olası bir "en kötü senaryo"nun hayata geçmesi durumunda yapılacaklar tartışılıyor... 

Yunanistan'la çıkan gerilimler nedeniyle TBMM onayıyla bir kısmi seferberlik ilan edilmiş, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin kopma noktasına gelmiş, "İslami devlet" isteyenler sokağa dökülmüş, İzmit'te 25 ve İstanbul'da 30'dan fazla insanın ölümüne yol açan ve halkı sokağa çıkamaz hale getiren toplumsal olaylar patlak vermiş, yağmalama olayları nedeniyle işyerleri kapanmış ve kıtlık baş göstermiş, Bakanlar Kurulu tarafından sıkıyönetim kararı alınmış durumdayken, TBMM, bu sıkıyönetim kararını onaylamazsa, ne olacak? 

Taraf'ın aktardığı metinlere göre, böylesi bir durumda yapılacakları, Orgeneral Çetin Doğan, şöyle tarif etmiş (kalınlaştırmalar bana ait): 

"Bunun için de her şeyden önce evet, hükümetin ve meclisin kendisine çekidüzen verdirici, ben onu söyleyeceğim şeyde Genelkurmay Başkanı’na Kuvvet Komutanı’na diyeceğim ki siz meclisi ve hükümeti uyarıcı bu gidişe dur deyici bir ültimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın ‘bu işin sonu boktur’ işte sonunuz böyledir. Bu konuda gerekli tertip ve tedbirleri alın. Evvela ulusal birliğimizin evvela inandırıcı bir milli mutabakat, buraya öyle yazmışım. Milli Mutabakat Hükümeti kurulması sureti ile halkın tasvip edeceği tarafsız bağımsız daha tek...edeceği bu kadar gaile içinde ülkeyi daha sonra bütün bu gailelerden sonra seçime götürecek bir hükümetin kurulması en önemli birinci... bu tabii, bu öngördüğümüz senaryonun içerisinde öngördüğüm bir çözüm tarzı hani bugün de gidip onu şu anda yapın diye gideceğim yok yanlış da anlamayın."

Anlaşıldığı kadarıyla, Taraf gazetesi, gerçek belgelerden de yararlanılarak hazırlanmış, ama sonradan yapılan eklemelerle hayli zenginleştirilmiş/çarpıcılaştırılmış bir çalışmayı servis ediyor...

Kaynak ve diğer ayrıntılar: http://www.taraf.com.tr/haber/46634.htm

Darbe ses kayıtlarında küçülüveren harfler!

22 Ocak 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 1808

Kanaltürk'te yayınlanan (ve Taraf'tan Rasim Ozan Kütahyalı'nın da katıldığı) bir programda, "darbenin ses kayıtları"nın seçilmiş bölümlerine yer verilmiş. Bunlardan ilki, bir önceki yorumda değindiğim ses kayıtlarıyla ilgili. Orgeneral Çetin Doğan'ın, "olası en kötü senaryo" ile ilgili sözleri aktarılıyor. Ama bu sözlerin bağlamından, yani, Doğan'ın konuşmasından önce sunumu yapılmış olan "olası en kötü senaryo"dan söz edilmiyor. 

Çetin Doğan'ın (bağlamı açıklanmayan) sözleri, son bölüme kadar, "gayet okunaklı" şekilde, ekrana da yansıtılıyor... 

Ama son bölüme gelindiğinde, tam da şu bölüm: 

" bu tabii, bu öngördüğümüz senaryonun içerisinde öngördüğüm bir çözüm tarzı hani bugün de gidip onu şu anda yapın diye gideceğim yok yanlış da anlamayın"

harfler küçültülerek yansıtılıyor ekrana!

Tüm bunları bu kadar incelikli/derinlikli şekilde tartışmak, çözümlemeye çalışmak çok mu anlamlı?

Bir yanıyla, tabii ki değil... AKP ve AKP'ciler, kendileriyle mücadele eden (TEKEL işçileri dahil) herkesin sesini boğmak için, bazı gerçeklerden de yararlanarak, gündemi belirlemeye (ve dağıtmaya) yönelik bir yığın senaryo üretiyor... "Darbecilik"le gerçekten de mücadele etmek istiyor olsalardı, fiilen bir darbe yapmış olanların, öncelikle de 12 Eylül darbesini yapmış olanların üzerine giderlerdi...

Ama diğer yanıyla, ne tür tezgahların kurulduğunun farkında olunması da önemli. Başta Taraf tayfası olmak üzere bugün "demokrasi havarisi" gibi gözükmeye çalışan kesim gerçekten de içten ve dürüst olsaydı, son derece basit/sığ tezgahlara başvurmak yerine, yalnızca gerçeklere yaslanarak mücadele etmeyi seçerdi. Böyle yapmak yerine, çarpıtmalara, kesip kırpmalara, montajlamalara, kısacası yalanlara başvuruyorlar.

İşin üzücü yanı, "solcu" ya da "aydın" bilinen bazı insanların da, bu senaryolarda kendilerine verilen figüranlık rollerinin üzerine atlamaları.

Video: http://videonuz.ensonhaber.com/izle/iste-balyoz-darbe-planinin-ses-kayiti

Taraf'ın Türkiye Gençlik Birliği açıklaması

22 Ocak 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 1810

Taraf gazetesi, bugünkü sayısında, “Türkiye Gençlik Birliği” olayına “açıklık” kazandırmış... Şöyle:
 
Taraf’ın yayınladığı 2003 tarihli Balyoz Hareket Eylem Planı’nda “referans alınacak sivil toplum örgütleri” arasında Çağdaş Yaşamı Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği ile birlikte Türkiye Gençlik Birliği’nin adının geçmesi “plan sahte mi” tartışmalarına neden oldu. 2006 yılında İşçi Partisi çizgisinde kurulan Türkiye Gençlik Birliği adlı grup bir açıklama yaparak “bu hatanın planın sahte olduğunu ispatladığını” iddia etti.
 
Halbuki belgede sözü edilen Türkiye Gençlik Birliği, 1997 yılında Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak kurulan ve 1999 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla isminin önüne Türkiye kelimesini alan Türkiye Gençlik Birliği Derneği.
 
Kendine Türkiye Gençlik Birliği diyen grubun resmi adında ise Türkiye kelimesi yok. Zaten Türkiye kelimesini dernek adında kullanmak için bakanlar kurulu kararı gerekiyor.
 
Oysa bu açıklama, sorunu ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, ortada bir “uydurma”nın bulunduğu tezini güçlendiriyor.
 
Tam da AB karşıtı askerlerin (bkz. bugünkü Taraf gazetesi) “darbe planları” yaptığı bir dönemde, bu dernek, AB desteğiyle “Türkiye Gençlik Konseyi” oluşturma gayretleri içinde! Söz konusu konseyi kurma çalışmalarına katılan örgütlerden bazıları şunlar: AIESEC (Türkiye İktisadi ve Ticari İlimler Talebeleri Staj Komitesi Derneği), ANAÇEV (Anadolu Çağdaş Eğitim Vakfı), Arı Hareketi, AEGEE (Avrupa Öğrenci Forumu), Türk Demokrasi Vakfı-Demokrasi Kuşağı, ELSA (Avrupa Genç Hukukçular Derneği), TGBDER (Türkiye Gençlik Birliği Derneği), AKAD (Ankara Kültür Araştırma Derneği), GENÇEV (Gençlik Kültür ve Sanat Evi), Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, LİGED (Liberal Gençlik Derneği), TURKAB (Türkiye-AB Derneği), ASA (Anadolu İzciler Derneği), GENÇLİDERLER Derneği (Kaynak).
 
Türkiye Gençlik Birliği Derneği’nin İnternet sitesinin incelenmesi de, ne tür bir örgüt olduğunu (ve "darbecilerin ilk akıllarına gelecek üç dost örgütten biri" olamayacağını) anlamak için yeterli: http://www.tgbder.org.tr
 

o Türkeyi gençlik birliği, siz değilsiniz.

24 Ocak 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1820

2006 yılında İşçi Partisi çizgisinde kurulan Türkiye gençlik birliği adlı grup bir açıklama yaparak "bu hatanın palının sahte olduğunu ispatladığın" iddia etti. halbuki belgede söz edilen Türkiye Gençlik Birliği, 1997 yılında Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak kurulan ve 1999 yılında BAKANLAR KURULU KARARIYLA İSMİNİN ÖNÜNE TÜRKİYE KELİMESİNİ ALANA TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİ DERNEĞİ. kendine Türkiye gençlik birliği diyen grubun RESMİ ADINDA İSE "TÜRKİYE" KELİMESİ YOK. zaten "Türkiye" kelimesini dernek adında kullanmak için bakanlar kurulu kararı gerekiyor. (alıntı-Taraf gazetesi 22.01.2010) haberi yapan ve yorumlayanların dikkatine!

Bakanlar Kurulu kararıyla!!!

25 Ocak 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1825

Evet Tarafgiller saçmalayın bakalım daha ne kadar batacaksınız. Bakanlar Kurulu kararıyla darbeci örgüt kurulmuş. Çırpındıkça batıyorsunuz.

TGB ve TGB-Der

11 Şubat 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1943

TGB ve TGB-Der iki farklı oluşumdur. Basit bir internet araştırmasıyla bu durum bulunabilirdi. Tarafa haberi sağlayan fethullah elbette kılıfa uyduruyor..

ohh rahatldım

12 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3857

Arkadaşım Ordu eskiden darbe yapmadımı dendi sana 30 senedir tık yok bu herifler bu kadar ortalığı karıştırdılar yine tık yok zaman değişti ama sizin gibilerin anlamadığı şey şu ordu darbe yapacak diye 1000 tane zırvayı koyuyolar benim çoook akıllı insanlarım buna inanıyo bu nedir biliyormusunuz cambaza bak hikayesi
ordu darbe yapacak diyorlar asıl darbeyi onlar yapıyo a benim şapşallarım

 

 

AdaptiveThemes